Boğaz’da ava çıktı

Boğaz’da ava çıktı

-Cumhurbaşkanı Erdoğan dün İstanbul’da balıkçılarla denize açıldı. Tarabya Körfezi’nde ağ atan Erdoğan, avın iyi geçtiğini söyledi, vatandaşlara tavsiyede bulundu: Daha çok balık tüketin -AK Parti içinde Cumhurbaşkanlığı sisteminin de yer aldığı anayasa paketi çalışmalarının MHP ile olumlu yürümesi üzerine teşkilatlarda da harekete geçti. AK Parti, öncelikli olarak Cumhurbaşkanlığı sistemi konusunda teşkilatları eğitecek.

28 Kasım 2016 - 10:46 - Güncelleme: 28 Kasım 2016 - 11:14

Giriş Tarihi: 28.11.2016 08:57 Son Güncelleme Tarihi: 28.11.2016 09:03

Boğaz’da ava çıktı

Boğaz’da ava çıktı

Cumhurbaşkanı Erdoğan dün İstanbul’da balıkçılarla denize açıldı. Tarabya Körfezi’nde ağ atan Erdoğan, avın iyi geçtiğini söyledi, vatandaşlara tavsiyede bulundu: Daha çok balık tüketin

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Boğazı'nda balıkçılarla birlikte ava çıktı. Balıkçıların heyecanını paylaşmak istediğini belirten Erdoğan, "Vatandaşlarıma da özellikle balık yeme noktasındaki bu kültürü tavsiye ederim. Balığı az yiyoruz. Kendilerinin de ifadesi o. 'Balık az yeniyor, tüketiliyor' diyorlar" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dün sıra dışı bir etkinlik gerçekleştirerek İstanbul Boğazı'nda balıkçılarla birlikte balık avına çıktı. Öğle saatlerinde Huber Köşkü'nden ayrılan Erdoğan, Tarabya sahilinde bir balıkçı teknesine bindi. Balıkçılarla birlikte denize açılan Erdoğan balıkçıların av heyecanına ortak oldu. Sahilden yaklaşık 40 metre açılan teknenin kaptan köşküne geçen Erdoğan, telsizle diğer balıkçılara da şans diledi. Erdoğan, çevreden geçen tekneleri de el sallayarak selamladı. Yaklaşık bir saat süren avın ardından içinde bulunduğu tekneyle karaya yanaşan Erdoğan'ı, sahilde bekleyen vatandaşlar sevgi gösterileriyle karşıladı. Vatandaşlarla bir süre sohbet edip fotoğraf çektiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra gazetecilerin sorularını da yanıtladı.

Tarabya Körfezi'nde gırgır tekneleriyle ağ atan balıkçılarla bir araya geldiklerini anlatan Erdoğan, "Biz de buradaki komşularımız, özellikle Garipçe balıkçılarıyla, bir yerde de bir akrabalık oluştu. Onlarla beraber olalım dedik. Aslında bir haftadır karşı koydaydılar. Bugün de Tarabya'ya geldiler. Onlarla birlikte o heyecanı paylaşalım istedik. O heyecanı paylaştık ve kendilerine bu noktada başarılar diledik" dedi.

AZ BALIK YİYORUZ
Gayet güzel, verimli, faydalı bir çalışma yapıldığını dile getiren Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Ama ben tabii vatandaşlarıma da özellikle balık yeme noktasındaki bu kültürü tavsiye ederim. Balığı az yiyoruz. Kendilerinin de ifadesi o. 'Balık az yeniyor, tüketiliyor' diyorlar. 'Aslında bizde balık fiyatları düşük' diyorlar ama Hal'de bu fiyatların arttığını da söylüyorlar. Bunu da özellikle böylece onların dilinden öğrenmiş olduk. Bazı sorunlarını da kendilerinden dinledik. Onu da hükümetimizle paylaşacağım." Erdoğan, bir gazetecinin sorusu üzerine avın iyi geçtiğini dile getirerek, "Ama onların kendilerine göre, 'Bazı arkadaşlarınki çok verimliydi. Biraz az oldu ama çok daha bol olduğu günlerimiz oluyor' dediler" ifadelerini kullandı.

İSRAİL'DEN ERDOĞAN'A TEŞEKKÜR TELEFONU
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İsrail Cumhurbaşkanı Reuven Rivlin ile dün telefonda görüştü. Cumhurbaşkanlığı kaynaklarından edinilen bilgiye göre İsrail Cumhurbaşkanı Rivlin, Türkiye'nin İsrail'e gönderdiği yangın söndürme aracı nedeniyle Cumhurbaşkanı Erdoğan'a teşekkürlerini iletti. İsrail, ülkenin çeşitli noktalarında çıkan yangınların söndürülebilmesi için Türkiye dahil bazı ülkelerden yardım talebinde bulunmuştu.

AK Parti referanduma hazırlanıyor

AK Parti referanduma hazırlanıyor

AK Parti içinde Cumhurbaşkanlığı sisteminin de yer aldığı anayasa paketi çalışmalarının MHP ile olumlu yürümesi üzerine teşkilatlarda da harekete geçti. AK Parti, öncelikli olarak Cumhurbaşkanlığı sistemi konusunda teşkilatları eğitecek. Teşkilatlara önümüzdeki günlerden itibaren salon toplantıları yapmaları ve Cumhurbaşkanlığı sistemi ile ilgili vatandaşları bilgilendirmeleri ve gelecek soruları yanıtlamaları istenecek. Cumhurbaşkanlığı sisteminin soru ve cevap olarak anlatıldığı kitapçıklar bastırılacak, ev ev dolaşılarak yeni sistemle ilgili vatandaşlar bilgilendirilecek. Paketin geçmesinin ardından milletvekilleri de teşkilatlara destek için sahaya inecek. Milletvekilleri önümüzdeki haftadan itibaren TBMM Genel Kurulu çalışmadığı günlerde seçim bölgelerine gidecek.

Evet diyenlerin oranı yüzde 91 çıktı!

Evet diyenlerin oranı yüzde 91 çıktı!

Andy-Ar, 15-17 Kasım tarihlerinde 26 ilde, bin 516 kişiyle görüştü.

Andy-Ar ve Habertürk'ün yaptığı anketten çıkan sonuçlara göre 'Fırat Kalkanı'na halkın desteği yüzde 70.5 çıktı.

FIRAT KALKANI'NA EN BÜYÜK DESTEK AK PARTİ VE MHP'LİLERDEN

Andy-Ar, katılımcılara "Fırat Kalkanı harekâtını doğru buluyor musunuz?" diye sordu. Katılımcıların yüzde 70.5'i "Evet" yanıtını verdi. Yüzde 25.2'si ise "Hayır" dedi- Andy-Ar, katılımcılara "Fırat Kalkanı harekâtını doğru buluyor musunuz?" diye sordu. Katılımcıların yüzde 70.5'i "Evet" yanıtını verdi. Yüzde 25.2'si ise "Hayır" dedi. "Fikrim yok" diyenler ise yüzde 4'te kaldı.

- Siyasi tercihlerine göre dağılımında ise AK Partililerin yüzde 88.3'ünün, MHP'lilerin ise yüzde 85.9'unun operasyona destek verdiği saptandı. CHP'lilerin yüzde 51.5'i, HDP'li seçmenin ise yüzde 70.2'si harekâtı doğru bulmadığını belirtti. n Yaşa göre dağılımda ise 'Fırat Kalkanı'na en büyük desteği 35-44 yaş skalasındaki seçmen yüzde 75.1 ile verdi. Bu grubu 25-34 yaş grubu yüzde 75 ile izledi. Operasyona en düşük destek ise yüzde 66.3 ile 55 yaş üstü ve 18-24 yaş grubundan geldi.

'DEAŞ OPERASYONUNDA TÜRKİYE YER ALMALI'

Türkiye'nin terör örgütü DEAŞ'a karşı yürüttüğü operasyonla birlikte bölgede uluslararası koalisyon güçlerince gerçekleştirilen harekâtlarda yer alıp almamamız gerektiği de ankete katılanlara soruldu. Çalışmaya katılanların yüzde 77.2'si Türkiye'nin bölgedeki bütün operasyonlarda olması gerektiğini söyledi. "Hayır yer almamalı" diyenlerin oranı yüzde 16.2 olurken, "Fikrim yok, bilmiyorum" diyen katılımcılar yüzde 6.1'de kaldı.

- Seçmen dağılımda 4 parti seçmeninin de yüzde 65'in üzerinde DEAŞ'a karşı operasyona destek verdiği görüldü. En büyük destek yüzde 85.4 ile AK Partililerden gelirken onu yüzde 82.4 ile MHP, yüzde 68.1 ile HDP ve yüzde 65.3 ile CHP'li seçmen izledi.

- Partilere göre dağılımda AK Partili seçmenin yüzde 62.8'i DEAŞ'a karşı verilen mücadelenin yeterli olduğunu ifade etti. HDP'li seçmenin yüzde 73.4'ü, CHP'li seçmenin yüzde 71.5'i ve MHP'lilerin yüzde 51.4'ü DEAŞ'a karşı yapılan operasyonların etkisiz ve yetersiz olduğunu belirtti.

'DEAŞ İLE MÜCADELEDE ETKİSİZ ALGI VAR'

Faruk Acar, şöyle yorumladı: "DEAŞ ile mücadelede PKK ve FETÖ terör örgütlerine kıyasla daha etkisiz bir algının olduğu düşünülüyor. Bunun nedenlerinden biri; sanırım son dönemde DEAŞ eylemlerine ilişkin herhangi bir Gündemin olmayışı diyebiliriz. Yani bugünkü öncelikli gündem başlıkları FETÖ ve PKK olduğu için DEAŞ konusunda devletin tutumu da kamuoyu önünde görülmediğinden bu destek diğerlerine oranla daha düşük seviyede görülüyor."

'PKK'YI YERİNDE VURALIM' STRATEJİSİ DOĞRU: 91.8

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından bir süre açıklanan terör örgütü PKK'ya yönelik 'savunma yerine taarruz stratejisi' de ankete katılanlara soruldu. Bu stratejinin doğru olduğunu söyleyen ve destekleyenlerin yüzdesi 80.8'i bulurken, "Hayır, yanlış" diyenlerin yüzdesi 12.4'te kaldı.

- Seçmene göre dağılımda 'yerinde vurma' stratejisine en büyük destek yüzde 91.8 ile AK Partili seçmenden geldi. Onu yüzde 90.9 ile MHP, yüzde 67.5 ile CHP'li seçmen izledi. HDP'li seçmenlerin yüzde 47.9'u ise stratejinin yanlış olduğunu ifade etti.- Yaşa göre dağılımda ise en fazla destek 35-44 yaş grubundan yüzde 84.2'lik oranla geldi. 45-54 yaş grubunun yüzde 81.5'i, 25-34 yaş skalasının yüzde 81.3'ü de stratejinin doğru olduğunu ifade etti.

'PKK İLE MÜCADELEYE DESTEK TAM

FARUK Acar, terör örgütü PKK'ya yönelik mücadeleye ilişkin çıkan sonuçları şöyle değerlendirdi: "PKK ile mücadele ve özellikle meskûn mahalde çatışmaların yaşanması bölgedeki Kürt halkının devletten yana tutumunu artırdı. Etkin, Radikal mücadele algısı bugün bölgede hâkim algıdır diyebiliriz. O nedenle geçmişte -mış gibi yapan bir algı yerine bugün Türkiye genelinde bitirilene kadar bu kararlı mücadeleye destek, daha üst seviyede görünüyor. Samimi bir mücadele algısı söz konusu ve dolayısıyla geçmişe göre daha yüksek bir oran karşımıza çıkıyor.
ORTADOĞU'DA ASKERLE MÜDAHİL OLMALIYIZ: % 61

SURIYE ve Irak'ta terör örgütü DEAŞ'a karşı yürütülen operasyonlarda Türkiye'nin askeri olarak müdahil olup olmaması gerektiği de ankete katılanlara soruldu. Çalışmaya katılanların yüzde 61'i, Türkiye'nin askeri gücüyle Ortadoğu'da müdahil olması gerektiğini söyledi. Türkiye'nin askeri gücünün bölgede müdahil olmaması gerektiğini belirtenlerin yüzdesi ise 33.2 oldu. Bu soruya yüzde 5.1 düzeyinde katılımcı ise "Fikrim yok, bilmiyorum" yanıtını verdi.

- Seçmene göre dağılımda ise AK Partili seçmenin yüzde 81.3'ü, MHP'li seçmenin yüzde 74'ü Türk askerinin bölgede olması gerektiğini belirtti. CHP'li seçmenin yüzde 64.4'ünün, HDP'li seçmenin ise yüzde 69.1'inin ise Türkiye'nin Ortadoğu'da askeri olarak müdahil olmasına karşı olduğu ankete yansıdı.

- Yaşa göre dağılımda ise Türkiye'nin bölgede askeri varlığına en fazla destek yüzde 66.4 ile 35-44 yaş grubundan geldi. Bu grubu yüzde 65.5 ile 25-34 yaş grubu takip etti.

FETÖ/PDY İLE MÜCADELE 'FIRAT'A OLUMLU YANSIYOR'

ANDY-AR Sosyal Araştırmalar Merkezi Yönetim Kurulu Başkanı Faruk Acar'ın anket sonuçlarına ilişkin yorumu şöyle oldu: "Suriye politikasına karşı toplumun genelinde birkaç yıldır olumsuz bir yaklaşım söz konusuydu. Özellikle dış politika bu yaklaşımı etkilemişti. Dolayısıyla dışarıda yürütülen politikalara karşı toptancı bir olumsuzluk algısı hâkimdi. Ancak neredeyse her konuda olduğu gibi 15 Temmuz ile birlikte dış politikaya karşı bakışta da bir değişim söz konusu. Fırat Kalkanı harekâtına olan destek bugün geçmişe oranla daha fazla. 'Ordunun içinde FETÖ temizliği sonrasında Türkiye'nin menfaatine uygun hareket edilecektir' beklentisi desteği de beraberinde getiriyor diye yorumlanabilir."

5 bin koruyucu aileye FETÖ incelemesi

5 bin koruyucu aileye FETÖ incelemesi

FETÖ ile mücadele kapsamında gerçekleştirilen incelemeler koruyucu ailelere uzandı. 5 bin koruyucu aile incelenerek, FETÖ'cü ailelerden çocuklar geri alınacak.

FETÖ'nün 15 Temmuz'daki darbe girişiminin ardından Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya imzasıyla, FETÖ yapılanmasıyla mücadele çerçevesinde 81 il müdürlüğü, merkez teşkilatı ve Darülaceze Başkanlığına gönderilen genelge kapsamında yürütülen kapsamlı incelemeler devam ediyor.

ÇOCUKLAR GERİ ALINACAK

Bakanlığın genelgede yer alan talimatlar kapsamında FETÖ ile mücadele için başlattığı çalışmaların bir kolu da Türkiye genelinde sayıları 5 bini bulan koruyucu ailelere uzandı. İncelemeler sonunda FETÖ yapılanmasıyla herhangi bir aidiyeti, bağı, yakınlığı olduğu ya da hakkında adli işlem başlatıldığı tespit edilen koruyucu ailelerde bulunan çocuklar geri alınacak.

İşbirliği sona erdi

- Öte yandan devlet koruması altında bulunan ve yurtlarda kalan çocukların ev ortamında büyümesini sağlamaya yönelik, geçen yıllarda hayata geçirilen "Çocuk Evleri" sistemi de FETÖ ile mücadele çalışmaları çerçevesinde mercek altına alındı.

Bu çerçevede, yapılan ilk tespitlerde önceki yıllarda Çocuk Evleri hizmeti için kiralanan, FETÖ'cü olduğu belirlenen kişilere ait evler, farklı adreslere taşındı. 4 sivil toplum kuruluşu ve bir gönüllüyle olan tüm işbirliği protokolleri sona erdirildi. (Akşam)

TSK'dan son dakika açıklaması

TSK'dan son dakika açıklaması

TSK'dan yapılan açıklamada, "DEAŞ terör örgütüne ait 2 doçka silahlı yüklü araç ve 4 DEAŞ terör örgütü mensubu etkisiz hale getirilmiştir. Hava Kuvvetlerimize ait uçaklar tarafından yapılan hava harekatı sonucunda, DEAŞ terör örgütü tarafından kullanılan 4 bina imha edilmiştir" denildi.

Suriye'de sürdürülen 'Fırat Kalkanı Harekatı'nda terör örgütü DEAŞ'ın 6 merkezi karadan ve havadan vuruldu, 4 terörist etkisiz hale getirildi.

Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından 97 gündür yürütülen 'Fırat Kalkanı Harekatı'nda terör örgütü DEAŞ'ın 4 merkezi ve 2 doçka yüklü aracı, karadan ve havadan hedef alınarak vuruldu. Harekatta DEAŞ'lı 4 terörist de etkisiz hale getirildi.

Harekatın son durumuna ilişkin Genelkurmay Başkanlığı tarafından yapılan bilgilendirmede şöyle denildi:

"ÖSO tarafından Haliliye, Ajami ve Şabviran meskun mahallerinde kontrol sağlanmıştır. DEAŞ'a ait 2 doçka silahlı yüklü araç ve 4 DEAŞ mensubu etkisiz hale getirilmiştir. Hava Kuvvetlerimize ait uçaklar tarafından yapılan hava harekatı sonucunda, DEAŞ tarafından kullanılan 4 bina imha edilmiştir.

DEAŞ SANIĞI: 100 YIL HAPİS VERİN, ÜLKEME GÖNDERMEYİN MUSUL'DA DEAŞ'A AĞIR DARBE!

Öksüz’ün gözaltı tutanağı yokmuş!

Öksüz’ün gözaltı tutanağı yokmuş!

15 Temmuz darbe girişimi sonrası Akıncı üssünde yakalanıp, tutuklanma istemiyle sevk edildiği mahkemeden serbest bırakılan firari Adil Öksüz’ü, kimin, nerede, ne zaman, nasıl yakaladığına ilişkin teslim olma ve gözaltı tutanağı düzenlenmediği ortaya çıktı...

Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun (HSYK), TBMM 15 Temmuz FETÖ Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu'na gönderdiği belgeler, darbenin kilit ismi, firari Adil Öksüz'le ilgili çarpıcı bir bilgiyi açığa çıkarttı. 15 Temmuz darbe girişiminin ardından Öksüz'ün serbest bırakılmasından dolayı Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı'nda görevli hakim ve savcılar hakkında HSYK tarafından inceleme ve soruşturma başlatılmıştı. TBMM 15 Temmuz FETÖ Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu'na gönderilen HSYK 3. Dairesi kararlarına göre Öksüz'ün serbest bırakılması süreci şöyle gelişti:

İKİ SİVİL GİTTİ, O KALDI

16 Temmuz'da Akıncı Üssü çevresinden kaçmaya çalışan 3'ü sivil, 26'sı farklı rütbede asker olmak üzere toplam 29 kişi yakalandı. Kışla Jandarma Komutanlığı'nda tutulan 29 kişiden 2'si sivil 18 kişi Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın bilgisi ve talimatı dahilinde Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü'ne götürüldü. Adil Öksüz'le birlikte kalan 11 kişinin de götürüleceği belirtildi. Bu sırada Akıncı Üssü'nden 87 kişi daha teslim oldu. Böylece toplam sayı 98'e yükseldi. Ankara Emniyet Müdürlüğü'nde şüphelileri koyacak yer kalmadığı gerekçesiyle toplam 98 şüphelinin işlemlerinin Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yapılması talimatı verildi.

Kazan Jandarma Komutanlığı, aralarında sivil olarak sadece Öksüz'ün bulunduğu 98 kişiyi sağlık raporlarını aldıktan sonra 17 Temmuz günü Sabah saat 05.00 sıralarında Ankara Batı Adliyesi nezarethanesine götürdü. Kazan Jandarma Komutanlığı'nca Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderilen yazıda, "Darbeye teşebbüs eyleminde bulunan 98 çeşitli rütbelerdeki askeri personel yakalanmıştır" denilerek isimleri yazılırken, kamuoyuna da buna ilişkin tutanak yansıdı. Ancak 98 kişi içinde yer alan Öksüz'ün teslim olma ve gözaltı tutanağının olmadığı anlaşıldı.

SABAH 5'TE MAHKEMEYE SEVK

Öksüz'ün ifadesini Ankara Batı Cumhuriyet Savcısı Cihan Ergün aldı. 98 şüphelinin isminin yazılı olduğu listenin 97'nci sırasına yazılan Öksüz'ün ifade işlemi, UYAP kayıtlarına göre 18 Temmuz gününün ilk saatlerine denk gelen 02.28'de tamamlandı. Aynı gün 05.12'de "silahlı terör örgütü kurma ve yönetme, bir suçu gizlemek veya başka bir suçun delillerini gizlemek ya da yakalanmamak amacıyla öldürme, anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçunun beraberinde başka bir suç işleme, anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme" suçlarından tutuklanma istemiyle mahkemeye sevk edildi.

SERBEST KALDI VE KAÇTI

Öksüz, Ankara Batı Sulh Ceza Hakimi Köksal Çelik tarafından "mevcut delil var" dediği halde, sabit ikametgah sahibi oluşu, kaçma ve delilleri karartma ihtimalinin olmayışı, suç vasfının değişme ihtimali ile tutuksuz yargılanmak üzere adli kontrol kararıyla serbest bırakıldı. Bu karara savcılık itiraz etti. İtirazı Ankara Batı Sulh Ceza Hakimi Çetin Sönmez reddetti. Böylece Öksüz adliyeden serbest kaldı ve kayıplara karıştı. HSYK 2. Dairesi, Çelik ve Sönmez'i görevden uzaklaştırırken, HSYK 3. Dairesi de soruşturma izni verdi. Soruşturma sürüyor. (Milliyet)

İşte Can’ın ‘gazetecileri’

İşte Can’ın ‘gazetecileri’

Kaçtığı Almanya’da “dünyanın en büyük gazeteci hapishanesinden geliyorum” diyen Can Dündar’ı gerçekler yalanlıyor. Dündar’ın gazeteci dediği isimlerin tümü ya terörist, ya da katil

Kaçtığı Almanya'da "dünyanın en büyük gazeteci hapishanesinden geliyorum" diyen Can Dündar'ı yalanlayan bilgiler ortaya çıktı. Cezaevlerindeki "tutuklu gazeteciler" olarak gösterilen kişilerin 45'ini hükümlü veya hüküm özlüler oluşturuyor. Bunların büyük çoğunluğu ise PKK ve FETÖ gibi terör örgütlerine üye olmak veya yardım etmek suçunda cezaevinde bulunuyor. 'Tutuklu gazeteci' olarak adı gündeme getirilen A.U'nun kamu görevlisini öldüğü; A.O.Ş'nin ise 17 bıçak darbesi ile bir kişiyi öldürmek suçundan kesinleşmiş hapis cezalarının olduğunu belirtildi. İşte Can Dündar'ın Türkiye'yi hedef alan yalanlarının arkasındaki gerçek:

HÜKÜMLÜ Ş.D: Silahlı terör örgütüne üye. Kuzey Irak'tan gelen bombacı eylemciye evinde yataklık yaptı.

HÜKÜMLÜ S.T: Gaziantep'te molotof kokteyli atmaya teşebbüs etti, terör örgütü pankartı açtı.

HÜKÜMLÜ A.İ: 'Siyabend' kod adı ile Kuzey Irak'tan bomba düzeneği getirdi.

HÜKÜMLÜ A.U: Basın İlan Kurumu Başkanı'nı ve şef yardımcısını öldürme eylemine katıldı.

HÜKÜMLÜ A.O.Ş: Av bıçağı ile bir kişiyi 7'si derin olmak üzere toplam 16 bıçak darbesi ile çeşitli yerlerinden yaraladı. Cinayetin ardından bankın üzerinde bulunan 4 bin TL'yi alarak olay yerinden ayrıldı, Yaralı şahıs daha sonra hayatını kaybetti.

HÜKÜM ÖZLÜ A.S: Tartıştığı kişiyi darp ederek öldürdü.

HÜKÜMLÜ B.A: 2 polisin şehit edildiği, 3 polisinde yaralandığı terör eylemi ile; 1 askeri aracın taranması sonucu 1 askerin şehit edildiği 4 askerin de yaralandığı terör eylemine katıldı.

HÜKÜMLÜ C.B: Tartıştığı şahsı bıçakla ağır yaraladı.

HÜKÜMLÜ C.D: Patlayıcı madde bulundurma suçunu işleyen C.D. 2009'da terör örgütü PKK elebaşı Öcalan'ın doğum günü münasebetiyle gerçekleştirilen yasadışı gösteri eylemini de organize etti.

HÜKÜMLÜ C.K: Bombalı pankart asma ve kuyumcu soygunu eylemlerine katıldı.

HÜKÜMLÜ E.S: Sinop Kültür ve Yardımlaşma Derneği'ne bombalı saldırı eylemine katıldı.

HÜKÜMLÜ E.Z: Silahlı gasp ve sahte polis kimliği kullanmak suçlarını işledi.

HÜKÜMLÜ F.K: Bıçakla yaralama.

HÜKÜMLÜ H.D: Lastik yakma, güvenlik güçlerine taşlı ve molotoflu eylemi organize etti.

HÜKÜMLÜ H.K: Esenyurt'ta 3 jandarma erine silahlı saldırı sonucu iki erin şehit edilmesi eylemine; Haramidere MHP seçim irtibat bürosunun silahla taranması olayına ve Avcılar'da polis otosuna ve işyerine bombalı silahlı saldırı eylemine katıldı.

HÜKÜMLÜ E.İ: Silahlı terör örgütüne üye olma ve tehditle haraç toplama suçlarını işledi.

HÜKÜMLÜ K.Y: Bir binbaşının şehit edilmesi eylemine katıldı.

TUTUKLU M.D: Bomba düzeneği hazırlama, taşıma, yerleştirme, patlayıcı madde üretme gibi eylemlere karıştığı tespit edildi.

TUTUKLU M.L.Y: Kasten adam öldürme.

HÜKÜMLÜ Y.K: KPKK kampında 3.5 ay eğitim aldığı ve örgütsel faaliyetlerde bulunduğu saptandı.

Suruç’ta hizmet farkı

Suruç’ta hizmet farkı

İçişleri Bakanlığı’nca iki ayı aşkın bir süre önce yapılan görevlendirme sayesinde hizmetlerin yoğun şekilde sürdüğü Şanlıurfa’nın Suruç ilçesinde büyük değişim yaşanıyor

Belediye hizmetlerinin arttığı Suruç'ta caddelerden sokaklara, parklardan yollara kadar büyük değişim yaşanıyor. Suruç'ta 30 yıldır yenilenmeyen cadde ve sokaklarda asfalt çalışması sürerken, bir taraftan da ilçede kadın kültür merkezi ve kütüphane gibi sosyal tesisler vatandaşların hizmetine sunuluyor. İçişleri Bakanlığı'nca Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile Suruç Belediye Başkan Vekili olarak görevlendirilen Şanlıurfa Vali Yardımcısı Tarık Açıkgöz de 2 ayı aşkın süredir ilçe halkına hizmet etmeye çalıştıklarını söyledi. İlçe genelinde adeta hizmet seferberliği başlattıklarını dile getiren Açıkgöz, göreve geldikten sonra ilçenin çehresinde gözle görülür değişimin yaşandığını anlattı.

Hizmetlerinde vatandaşın talebine öncelik tanıdıklarını vurgulayan Açıkgöz, "Suruç ilçemizde belediye olarak yoğun bir çalışma yürütmekteyiz. İlçemize gelindiğinde bu hissediliyor ve görülüyor. Şu anda prestij yol çalışması devam etmekte ve yüzde 60'ı tamamlandı. Birçok sokağımızda eş zamanlı kilit parke taşı döşeme işlemimiz devam etmektedir. Buna ilaveten sosyal ve kültürel faaliyetlerimiz başladı. Kurslarımızı belediye olarak açtık. Çalışmalarımızı hızla devam etmekteyiz" ifadelerini kullandı.

Komutandan darbeye ikna seansı

Komutandan darbeye ikna seansı

Tutuklanan Tümgeneral Ahmet Cural: İstanbul Hava Harp Akademileri Komutanı Tümgeneral Alpay, Deniz Kulübü’nde derdest edilen komutanları ikna etmeye çalıştı

İzmir'deki darbe soruşturmasında tutuklu bulunan Hava Teknik Okullar Komutanı Tümgeneral Ahmet Cural, MAK Timleri tarafından basılan Moda Deniz Kulübü'nde, tutuklu İstanbul Hava Harp Akademileri Komutanı Tümgeneral Fethi Alpay'ın derdest edilen generalleri darbeye ikna etmeye çalıştığını söyledi.

GECE YARISINDA GELDİLER
Tutuklu bulunduğu için SEGBİS'le ifadesi alınan Ahmet Cural şunları anlattı: "Saat 00.00 sularında kamuflajlı, kasklı ve üzerlerinde rütbe olmayan askerler girdi. Askerlerin arkasındaki bir şahıs derdest etmeleri yönünde talimat veriyordu. Cep telefonumla İzmir İl Emniyet Müdürü Celal Uzunkaya ve yerime vekalet eden Tuğgeneral Ersan Ölmez'e rehin alındığımızı mesaj çektim.

DESTEK BULAMAYINCA SİNİRLENDİ
Abidin Ünal'ı ve 3 korgenerali alıp götürdüler. Benim grubumda Tümgeneral Recep Yüksel, Tümgeneral İsmail Yalçın, Tümgeneral Şaban Umut, Tuğgeneral Cemal Akyıldız ve Diyarbakır 8. Üs Komutanı bir tuğgeneral vardı. Saat 03.00'e kadar odada kilitli kaldık. Birden Tümgeneral Fethi Alpay odaya girdi. Bizlere, bir grup asker olarak darbe girişimini yaptıklarını, Genelkurmay Başkanı'nın kendilerini desteklediğini, diğer kuvvet komutanlarının da destek vereceğini söyledi. Ardından da odadakilerin destek verip vermeyeceğini sordu. Beklediği karşılığı almayınca da sinirli bir şekilde 'O zaman evlerinize gidin oturun' dedi ve odadan çıktı."

SAF DEĞİŞTİRMİŞTİ
Dönemin İzmir Emniyet Müdürü Celal Uzunkaya ifadesinde, kendisine baskın sırasında mesaj çektiğini söyleyen Tümgeneral Ahmet Cural'ın darbe girişimi başarısız olunca saf değiştirmeye kalktığını öne sürmüştü. Baskın sırasında diğer askerler kelepçeliyken gezdiği görülen Cural'ın adının, 'sıkıyönetim atama listesinde Enerji Bakanlığı müsteşarı olarak geçtiği de belirtiliyor.
 
AK Parti referanduma hazırlanıyor

15 Temmuz’un isimsiz kahramanları

15 Temmuz’un isimsiz kahramanları

Diyarbakır’dan Ankara’ya gitmeye kalkan, darbeci general Semih Terzi’ye bağlı 60 bordo berelinin etrafını saran askerler, “Bizim rengimiz kırmızı-beyaz, kıpırdarsanız ölürsünüz” deyip darbecileri kıpırdatmadı

Darbe girişiminin yaşandığı 15 Temmuz gecesi, Diyarbakır'da görevli vatansever askerlerin büyük bir kahramanlık örneği sergilediği ortaya çıktı. O gece Ankara'da Ömer Halisdemir'in alnından vurduğu darbeci general Semih Terzi'nin emrindeki 60 bordo berelinin, Diyarbakır'daki askeri pistten Ankara'ya gitmek istediği, vatansever bir grup askerin ise onların etrafında etten duvar örüp mani oldukları anlaşıldı.

PİSTİN BAŞINA YÖNELDİLER
15 Temmuz gecesi, 1. Özel Kuvvetler Tugayı Komutanı Tuğgeneral Semih Terzi, Silopi'den 100 kişilik bordo bereli ile Diyarbakır 8. Ana Jet Üssü'ne geldi. Terzi, yanındaki 40 bordo bereli ile CASA tipi bir uçağa binip, Ankara'ya gitti. Ve burada, Özel Kuvvetler Komutanlığı'nı ele geçirmeye kalktığı sırada, kahraman Astsubay Ömer Halisdemir tarafından vuruldu. Geride kalan 60 bordo bereli ise diğer CASA uçağına binip, Ankara'ya gitmek için pist başına yöneldi. Bu esnada, güvenlik taburunu toplayan görevli yüzbaşı da askerlerine, "Bizim bu kalkışma ile alakamız yok. Kalkışma sırasında PKK'nın üsse saldıracağı yönünde ihbar var, herkes görev başına" talimatı verdi. Sonrasında ise 60 bordo berelinin pist başına gelip, teçhizatlarını kuşanmaya başladığı bilgisi ulaştı. Bunun üzerine pist başında görevli askerler bu bordo berelileri çembere aldı.

10 SAAT BEKLEDİLER
60 kişilik ekibin başındaki albaya "Bizim rengimiz kırmızı-beyaz, tarafımız belli, hareket ederseniz ölürsünüz" mesajı verildi. Karşısındaki askerlerin kararlılığını anlayan bordo bereliler de 10 saat boyunca çember içinde kaldıktan sonra, günün ilk ışıklarında 7. Kolordu Komutanlığı'ndan gelen askerler tarafından gözaltına alındı.

GİZLİ TANIK OLDULAR
FETÖ tarafından yetiştirilerek pilot yapılan ve Konya'da soruşturmada gizli tanık olan subayın anlatımlarına göre, 15 Temmuz gecesi Diyarbakır'da yurtsever askerlerin gösterdiği duruş, kalkışmanın seyrini de değiştirdi.

TSK'dan hava harekatı: 12 hedef imha edildi

TSK'dan hava harekatı: 12 hedef imha edildi

TSK: Irak'ın kuzeyindeki Avaşin-Basyan ve Kandil bölgelerine hava harekatı düzenlendi. Bölgede tespit edilen 12 hedef imha edildi.

Genelkurmay Başkanlığından yapılan açıklamaya göre, alınan anlık istihbaratın değerlendirilmesi sonucu, 20.01-21.03 saatlerinde Irak'ın kuzeyindeki Avaşin-Basyan ve Kandil bölgelerine hava harekatı düzenlendi.

Harekatta, bölücü terör örgütüne ait olduğu belirlenen 12 hedef imha edildi.

Görevlerini başarıyla tamamlayan savaş uçakları, emniyetle üslerine döndü.

FETÖ 3 aşamada terör örgütü oldu

FETÖ 3 aşamada terör örgütü oldu

Örgüt 12 Eylül öncesinde eğitime el attı. Darbe sonrası kadrolaşma hareketini tamamladı. 3’üncü aşamada ise Gülen’in kaçışı ve silahlı terör örgütü yapılanması var

Adalet Bakanlığı, çalışmalarını sürdüren Meclis FETÖ Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu'na "FETÖ ve 15 Temmuz Terörist Darbe Kalkışması" başlıklı bir rapor gönderdi.
Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış ilişkiler Genel Müdürlüğü İnsan Hakları Daire Başkanlığı'nca hazırlanan raporda FETÖ'nün terör örgütü olarak gelişimi 3 aşama sıralandı:

IŞIK EVLERİ VE DERSHANELER: İlk aşama 12 Eylül darbesine kadar süren Işık Evleri ve dershaneler üzerinden yürütülen 'devlet kurumlarına sızarak kadrolaşma' hareketidir. Örgüt bu dönemde içe kapanık vaziyette kamu kurumlarına sızmak ve tabanda kadro oluşturmakla meşguldür.

KADROLARI TAMAMLAMA: 12 Eylül darbesinden hemen sonraki dönemde örgüt, ikinci aşamada 'okullaşma' ve 'kamudaki kadrolaşma' hareketini tamamlamıştır. Bu dönemin ikinci yarısı aynı zamanda örgütün yurtdışına açıldığı dönem olmuştur.

SİLAHLI TERÖR ÖRGÜTÜ: Üçüncü aşamada, örgüt elebaşının ABD'ye kaçmasını müteakip görünüşte örgütün söylemi değişmiş, evrensel, küresel kavramları kullanmaya başlamış, gerçekte ise 15 Temmuz'a giden süreçte silahlı terör örgütü niteliğini kazandıran yapılanmasını tamamlamıştır.

'ALTERNATİF' SİSTEM: Gülen, devlete karşı savaş vererek hedeflere ulaşmanın yıpratıcı olacağını teşhis etmiş, bu nedenle mevcut sistemi yıkmak yerine devlete alternatif bir model hedeflemiştir.

BİRBİRLERİNDEN HABERLERİ YOK: İtaat ve teslimiyet temelinde kurulu örgütün en üst noktasında kendisini 'kainat imamı' olarak adlandırılan Fethullah Gülen vardır. Örgütte yönetici kadro dışındaki her birim bağımsız hücrelerden oluşmaktadır. Hiçbir hücrenin diğerinden haberi yoktur.

'ÜNİFORMALI TERÖRİSTLER': 15 Temmuz FETÖ/PDY üyesi üniformalı teröristlerce gerçekleştirilmiş, darbe girişimine toplam 8 bin 651 askeri personel karışmıştır. TSK'ya ait 35 uçak, 37 helikopter, 74'ü tank olmak üzere 246 zırhlı araç ve 4 bine yakın hafif silah kullanılmıştır.

25 bin yeni korucu alınacak

25 bin yeni korucu alınacak

Güvenlik Korucuları ve Şehit Aileleri Konfederasyonu Başkanı Ziya Sözen, 678 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile emekliye sevk edilecek korucuların yerine toplam yaklaşık 25 bin yeni korucunun alınacağını bildirdi. Buna göre son yayımlanan 678 sayılı KHK ile 49 yaşını dolduran güvenlik korucularının 6 ay içinde görevleriyle ilişiği kesilecek, emekliye sevk edilenlerin yerine çocuklarından, yoksa kardeşlerinden biri göreve alınacak. Sözen, "Yaş nedeniyle emekliye sevk edileceklerin yerine kardeşi ya da oğlunun alınması, 18 bin yeni korucunun görev başlaması demek. Yeni dönemde yaklaşık 25 bin güvenlik korucusu görev yapacak" diye konuştu.

Van depreminde firar etti, 5 yıl sonra yakalandı

Van depreminde firar etti, 5 yıl sonra yakalandı

Van'da depremde hasar gören cezaevinden kaçan mahkum, 5 yıl sonra yakalandı.

Alınan bilgiye göre, İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, 23 Ekim 2011'de meydana gelen depremde hasar gören Van M Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan firar eden mahkum M.K'nin, Başkale ilçesine bağlı Yerli Harman Mahallesi'ndeki evinde arama yaptı.

Evde gizli bir bölme tespit eden ekipler, burada saklanan M.K'yi gözaltına aldı.

İlçe Jandarma Komutanlığına götürülen M.K'nin işlemlerin ardından cezaevine teslim edildiği bildirildi.

FETÖ soruşturmasında 28 emniyet personeli gözaltına alındı

FETÖ soruşturmasında 28 emniyet personeli gözaltına alındı

Isparta'da Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması'na (FETÖ/PDY) yönelik operasyonda 28 emniyet personeli gözaltına alındı.

Alınan bilgiye göre, Isparta Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, FETÖ/PDY'nin emniyet yapılanmasının deşifre edilmesine yönelik çalışma başlattı.

Bir süre devam eden araştırmanın ardından operasyon düzenleyen ekipler, 28 emniyet personelini gözaltına aldı.

Sağlık kontrolünden geçirilen şüpheliler, işlemleri için emniyete götürüldü.

 

‘Türk Seddi’nin inşası sürüyor

‘Türk Seddi’nin inşası sürüyor

Türkiye ile Suriye arasındaki sınıra yapılan ve dünyanın en uzun üçüncü duvarı özelliğindeki güvenlik duvarının inşa çalışmaları tüm hızıyla sürüyor. Hat boyunca 2 metre genişliğinde ve 3 metre yüksekliğindeki 7 tonluk seyyar blokların Suruç'un karşısındaki Ayn-el Arap bölgesine yerleştirilme çalışmaları tamamlandı. Çalışmalarla ilgili bilgi veren Kaymakam Vekili Tarık Açıkgöz, sınır güvenlik sisteminde kulelerin, kamera sistemleriyle donatılacağını söyledi. "Türk Seddi" olarak da adlandırılan duvar, yaklaşık 8 bin 850 kilometrelik Çin Seddi ve ABD-Meksika sınırındaki 3 bin 500 kilometre civarındaki duvarın ardından dünyanın en uzun üçüncü duvarı olma özelliği taşıyor. Duvarlar, güçlendirilmiş kafes tel, 5 metre genişliğinde bir güvenlik yolu, kamera monte edilmiş kulelerle birlikte inşaa ediliyor.

Duvar, 8 bin 850 kilometrelik Çin Seddi ve ABD-Meksika sınırındaki 3 bin 500 kilometre civarındaki duvarın ardından dünyanın en uzun üçüncü duvarı olma özelliği taşıyor.

Okul arkadaşına sürpriz ziyaret

Okul arkadaşına sürpriz ziyaret

Başbakan Yıldırım, İstanbul’da hastane ve taksi durağına ziyarette bulunarak vatandaşlarla sohbet etti. Okul arkadaşının hastanede tedavi gördüğünü öğrenen Başbakan, hemen geçmiş olsun ziyaretinde bulundu

Başbakan Binali Yıldırım, dün İstanbul Sağlık Fuarı'nın kapanış programına katıldıktan sonra Bağcılar'daki özel bir hastaneyi ziyaret etti. Hastane girişinde vatandaşların yoğun ilgisiyle karşılaşan Başbakan, kendisine yapılan çay davetini geri çevirmedi. Yıldırım, hastane bahçesinde bekleyen hasta yakınları ile birlikte çay içip, sohbet etti. Sağlık hizmetlerinden duydukları memnuniyeti dile getiren vatandaşlar, AK Parti hükümeti döneminde sağlıkta yaşanan dönüşüme vurgu yaptı. Başbakan'ın yanında bulunan Mehmet Dinç isimli bir hasta yakını, Beyoğlu Göz Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde yaşanan yoğunluktan bahsetti. Yıldırım, bunun üzerine Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ı aradı. Akdağ'a, "Vatandaşlar ile sağlık meselesi hakkında konuşuyoruz. Mehmet Dinç amcamız diyor ki; hastanenin hizmetinden şikayetimiz yok ancak aşırı yoğunluktan dolayı memnuniyetsizlik var" dedi. Yıldırım, telefonu Dinç'e verdi ve Akdağ ile görüştürdü. Akdağ'dan sorunun giderilmesi için gerekli çalışmaların yapılmasını istedi.

GENÇLİK ANILARINI YAD ETTİLER
Bahçedeki sohbetin ardından hastaneye giren Başbakan, koridorda okul arkadaşının çocukları ile karşılaştı. Hemşehrisinin bu hastanede tedavi gördüğünü öğrenen Yıldırım, önceden planlanan hasta ziyaretlerinin ardından okul arkadaşı Fikret Türkücü'nün yanına geçerek geçmiş olsun dileğinde bulundu. Erzincan'da orta ve lise eğitimini birlikte tamamlayan Yıldırım ve Türkücü'nün gündeminde gençlik anıları ve Dumanlı Yaylası vardı.

-Alo taksi durağı mı?
-Buyurun ben başbakan

Hastane çıkışında Başbakan Yıldırım'ın konvoyunu bu kez taksiciler durdurdu. Taksi esnafını kırmayan Başbakan, taksi durağına giderek çay içip sohbet etti. Yıldırım,15 Temmuz'da fedakarlık gösteren taksicilere teşekkür ederken, taksiciler de o gece yaşadıklarını anlattı. Yıldırım, durağın telefonlarına da cevap verdi. Kendisini tanıyamayan müşteriye, "Buraya misafirliğe geldim. Ben Binali Yıldırım. Hane halkına, herkese selam söyleyin" dedi.

Kritik nokta ÖSO kontrolünde

Kritik nokta ÖSO kontrolünde

Fırat Kalkanı Operasyonu'nun 96'ncı gününde TSK destekli muhalifler El Bab'ın doğusunda Um Shukayf, Anifah köylerini ele geçirdi. El Bab'ın doğusunda yer alan iki nokta, El Bab doğu hattından güneye indiği için kentin doğudan kuşatılmasında kritik önem taşıyor. Ele geçirilen iki köy El Bab'a doğudan ilerleyen YPG'nin de El Bab hattında yer alıyor.

PSİKOLOJİK SAVAŞ TAKTİĞİ
Dünkü çatışmalarda 1 muhalif şehit oldu, 14'ü yaralandı. 22 savaşçı ise "kimyasal saldırı şüphesi" ile tedavi altına alındı. Ancak AFAD ekipleri kimyasal bulguya rastlanmadığını duyurdu. Güvenlik uzmanları DEAŞ'ın benzer yöntemlerle psikolojik üstünlük sağlamayı amaçladığını belirtti.

'Türkiye’yi kaybetmiş bir AB daha fazla içine kapanır'

'Türkiye’yi kaybetmiş bir AB daha fazla içine kapanır'

Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) arasında son günlerde yaşanan gelişmelere ilişkin, 'Türkiye’yi kaybetmiş bir AB daha fazla içine kapanacak demektir." dedi.

İngiltere temaslarını tamamlayan Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, Türkiye'nin Londra Büyükelçiliği Rezidansında basın toplantısı düzenledi.

Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinin son derece hassas bir noktada olduğunu belirten Kurtulmuş, "Maalesef AB tarafının özellikle vize serbestisi konusunda adım atmamış olması Türkiye bakımından tabiri caizse bir aldatılmışlık duygusu oluşturduğunu biz buradaki mevkidaşlarımıza aktardık." diye konuştu.

Kurtulmuş, Türkiye'nin illegal göçün durdurulması konusunda üzerine düşeni yaptığını ve geri kabul anlaşmasına harfiyen uyduğunu belirterek, "Bunun karşılığında da verilen sözlerin tutulmasını bekliyoruz. Ne yazık ki bu sözler tutulmamıştır. Türkiye kamuoyu ve bu süreci çok yakından takip eden Türkiye Cumhuriyeti olarak ciddi bir hayal kırıklığı içerisinde olduğumuzu ilgililere ifade ediyoruz. Bu, düzeltilmesi gereken bir husustur." diye konuştu.
"AB kendi içine kapanır"

"Türkiye'yi kaybetmek AB için maliyeti ödenebilir bir seçenek değildir." ifadesini kullanan Kurtulmuş, "AB'nin kurumsal çıkarını düşünen, hatta tek tek bu ülkelerde kendi memleketlerinin ulusal menfaatini düşünen akıllı siyasetçiler bunu anlamak durumundalar. Türkiye'yi kaybetmiş bir AB daha fazla içine kapanacak demektir." görüşünü dile getirdi.

Türkiye'nin bariyeri kaldırmasının, AB'ye yönelik sığınmacı akınının artmasına yol açabileceği sonuçlara işaret eden Kurtulmuş, "Birkaç bin Suriyeli gördüklerinde elleri ayakları titreyen Avrupalı siyasetçiler, yüzbinlerce illegal göçmenle karşılaşsalar ne yapacaklar? Ya da bu illegal göçmenler üzerinden artmakta olan faşist dalga, ırkçı dalga AB'nin kendi içindeki birliği ve kurumsal kimliği nasıl korumaya yardımcı olacak? Bunu düşünmeleri lazım. Akıllı siyasetçiler bunları düşünecektir diye temenni ediyoruz, aksi takdirde büyük bedeli AB öder." diye konuştu.

AB için en büyük bedelin aşırı sağın yükselmesi olacağını belirten Kurtulmuş, "Türkiye üzerinden kimse siyaset yaparak kendi alanını genişleteceğini zannetmesin. Türkiye düşmanlığı kimseye fayda sağlamaz. AB'deki ülkelere de AB'nin kurumsal kimliğine de fayda sağlamaz." değerlendirmesini yaptı.

"TERCİHİ AVRUPA YAPACAK"

Türkiye'nin taahhütlerine saygılı davranarak ilişkileri sürdürmekten yana olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, "Tercih yapacak olan Avrupa'dır, Avrupa'nın siyasetçileridir.Türkiye ile ilişkilerin nasıl geliştirileceğini tayin edecek olan bizatihi Avrupa'nın kendisidir. Ya kararlarını verecekler, Türkiye ile eşit ortaklık düzeyinde müzakereleri sürdürmek için adımlar atacaklar, önyargılarını, tarafgir tavırlarını bırakacaklar, Türkiye ile doğru bir ilişki kuracaklar ya da bunun alternatifi Avrupa için son derece hazindir." diye konuştu.

Bir soru üzerine, AB ile Türkiye arasındaki ilişkilerin Avrupa ülkelerinde yasal yollardan bulunan Türk vatandaşlarıyla ilgili bir soruna yol açmasının söz konusu olmadığını anlatan Kurtulmuş, şunları söyledi:

"Burada yaşayan Türk vatandaşları Avrupa toplumunun bir parçasıdır. Zaman zaman ortaya çıkan ırkçı saldırılara rağmen Türk toplumu kendi kültüründen, tarihinden, medeniyetinden gelen o çok kültürlülüğü, farklı din, kültür ve mezhepten insanları bir arada yaşatma kabiliyetini burada da gösteriyorlar. Türk toplumu Avrupa'nın hemen hemen her ülkesinde entegrasyon sürecinde önemli adımlar atmış olan bir toplumdur. Buradaki Türk vatandaşlarımız Avrupa'nın bir parçasıdır. Ne İngiltere'de, ne Almanya'da, ne başka ülkelerdeki Türk vatandaşlarının herhangi bir tedirginlik hissetmemesi lazım."

Bu haber 23485 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Yüksek Askeri Şura toplandı! Başkan Erdoğan liderlik ediyor: Komutanları terfi ve emeklilikleri masada
Yüksek Askeri Şura toplandı! Başkan Erdoğan liderlik ediyor:...
"Terörsüz Türkiye" komisyonu mesaiye başladı! Kurtulmuş'tan...