Genelkurmay çatı davasının 17. duruşması tamamlandı

Genelkurmay çatı davasının 17. duruşması tamamlandı

Genelkurmay çatı davasının ilk itirafçısı olan sanık Eral,14 Temmuz'da kendisini çağıran örgüt "abi"sinin "Yarın, amirlerin ne derse onu yapacaksın" diyerek kendisini uyardığını, neden böyle söylediğini sorunca "kapalı emir" cevabını bildirdi.

13 Haziran 2017 - 20:33 - Güncelleme: 13 Haziran 2017 - 21:21

Giriş Tarihi: 13.06.2017 17:07 Son Güncelleme Tarihi: 13.06.2017 20:20

Genelkurmay çatı davasında ilk FETÖ itirafı

Genelkurmay çatı davasının 17. duruşması tamamlandı
Genelkurmay çatı davasının ilk itirafçısı olan sanık Eral,14 Temmuz'da kendisini çağıran örgüt "abi"sinin "Yarın, amirlerin ne derse onu yapacaksın" diyerek kendisini uyardığını, neden böyle söylediğini sorunca "kapalı emir" cevabını bildirdi.

Genelkurmay çatı davasında ilk FETÖ itirafı
 
Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişimi sırasında Genelkurmay Karargahında yaşanan eylemlere ilişkin, aralarında sözde Yurtta Sulh Konseyi üyelerinin de yer aldığı 221 sanığın yargılandığı davanın Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesince, Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsündeki salonda görülen duruşmasına tutuklu ve tutuksuz sanıklar, müştekiler ve tarafların avukatları katıldı.

Duruşmada, eşi de KPSS soruşturmasında itirafçı olan, soruları aldığını ve FETÖ üyesi olduğunu itiraf eden, Genelkurmay Başkanlığı Harekat Dairesinde görevli eski Deniz Yüzbaşı Ali Emre Eral savunma yaptı.

Bildiklerini samimiyetle anlatacağını belirterek itirafçı olan Eral, o dönem cemaat olarak bildiği FETÖ ile 2001'de Harp Okulu birinci sınıfta tanıştığını, görev yaptığı her yerde bir "abi"nin kendisinden sorumlu olduğunu anlattı. 

Ankara'ya geldiğinde de Keklikpınarı'nda bir cemaat evine gitmeye başladığını, burada FETÖ elebaşı Fetullah Gülen'in videolarını izlediklerini, namaz kılıp, Kuran okuduklarını belirten Eral, 15 Temmuz öncesinde Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığında önceden görev yapan bir "abi"yle tanıştığını, bu "abi"nin kendisini bir başka "abi"nin yanına götürdüğünü aktardı.

"Bana 'kapalı emir' dediler"

Eral, "O kişi bana 'Yarın, (15 Temmuz'da) işyerindeki amirlerin ne derse onu yapacaksın' dedi. Ben 'Anlamadım, amirlerin emrilerini yerine getirmek zaten görevim' dedim. Bunun üzerine o kişi de bana 'kapalı emir' dedi. Tuhaf bir şeyler oluyordu fakat darbeyi sezemedim. Muhtemelen bana güvenmiyorlardı. 2 ay önce Tarım Bakanlığındaki abi gelmişti ve bir arkadaşının rüyasında ülkede darbe olduğunu gördüğünü söylemişti, peşinden 'acaba gerçek olabilir mi' demişti. Ben de 'kafayı peynir ekmekle yemek gerek, olabilir mi böyle bir şey' demiştim. Meğer ağzımı arıyorlarmış." ifadesini kullandı. 

Eral'ın Avukatı: Salağa yatmanın anlamı yok

Eral'ın Avukatı Mustafa Derin de bazı sanıkların savunmalarında suçsuz olduklarını belirterek, "masumiyet karinesi" vurgusu yapmalarını eleştirdi. Derin, "Bu örgütün polisi, hakimi sahte delil üretmiştir, gazetecisi algı operasyonu yürütmüştür, çok canlar yakılmıştır" dedi.

Terör örgütü FETÖ üyelerinin, makam, mevki için masumiyetleri, özgürlükleri harcadığını söyleyen Avukat Derin, şu görüşlere yer verdi:

"Bundan sonra toplum olarak bir yol bulacağız. Özgür, demokratik bir ülke için yeni bir yol inşa etmemiz lazım. Ali Tatar'a, Kuddisi Okkır'ın ahları nedeniyle buradalar. Hizmet hareketi diye insanların özgürlüğünü, yaşam hakkını kimsenin almaya hakkı yok. Bu örgüte kimse dokunamazken ben dokundum, ama hala 'kontrollü darbe', 'bizim haberimiz yoktu' diyorlar. Genelkurmay güney nizamiyesindeki bir kişinin TBMM'ye atılan bombaları duymamasının imkanı yok. Kimin aklıyla oynuyorlar. " 

Avukat Mustafa Derin, bu davanın arkasında hükümetin, devletin durması gerektiğini belirterek, sanıklara, "Masum rolü oynamayın, 'ben yoktum, tanımıyordum' demeyin.' Değer miydi ardından gittiğiniz, adam ilkokul 4'ten terk bir insan. Bunu ben 30 senedir biliyorum, sizlerin bilmemesine imkan yok. Salağa yatmanın anlamı yok burada. Toplum olarak demokratikleşme ve özgürleşme için bir fırsat geçti elimize, bu fırsatı hepimiz değerlendirelim." diye seslendi. 

'Odamdan çıkmadım' diyen FETÖ'cü üsteğmen darbecilere silah taşımış

FETÖ'nün darbe girişimi sırasında Genelkurmay Karargahı'ndaki eylemlere ilişkin davada savunma yapan eski Üsteğmen Güngör, darbe girişimi sonrasında 17 Temmuz Pazar sabahına kadar kendisini odasına kilitlediğini anlattı.

'Odamdan çıkmadım' diyen FETÖ'cü üsteğmen darbecilere silah taşımış
 
 
Üsteğmen Abdullah Şevki Güngör (2), Genelkurmay Karargahı girişinde darbeci askerlerin yanında

Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesince Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki salonda görülen duruşmaya, tutuklu ve tutuksuz sanıklar, müştekiler ve tarafların avukatları katıldı.

15 Temmuz günü silahı yanında olmadan normal mesaisine başladığını, o gün bir ay önce yazılmış şube içi nöbetinin bulunduğunu ifade eden Güngör, saat 12.00 civarlarında saat 20.00'de YAŞ provası yapılacağının söylendiğini savundu.

Güngör, Daire Başkanı Mehmet Partigöç'ün makamına evrak imzalatmak için çıktığında, Partigöç'ün, "Akşam 8.00'de prova var katılacak mısınız?" dediğini, kendisinin de katılacağını söylediğini aktardı. 

'17 Temmuz'a kadar odasında kalmış'

Sanık Güngör, darbe olduğunu anladıktan sonra Karargah'ta durmaması gerektiğini değerlendirdiğini ve tekrar kaçmaya çalıştığını ancak başaramadığını savunarak, sonunda kendisini odasına kilitlediğini, 17 Temmuz Pazar gününe kadar da burada kaldığını anlattı.

Odasında beklediğini iddia eden Üsteğmen Güngör sabaha karşı 6'da nöbetçi kulübesindeOdasında beklediğini iddia eden Üsteğmen Güngör sabaha karşı 6'da nöbetçi kulübesinde

Terör örgütü FETÖ üyesi olmadığını, ByLock kullanmadığını ileri süren Güngör, Ankara Büyükşehir Belediyesinde çalışan eşinin ihraç edildiğini aktararak, tahliyesini ve beraatini istedi. 

'Yerdeki silahı kimse basmasın diye almış'

Daha sonra Mahkeme Başkanı Oğuz Dik, Şevki Güngör'ün avukat huzurunda verdiği savcılık ifadesini okudu. Güngör, ifadesini ve kendisine gösterilen fotoğrafları kabul etti.

Üsteğmen Abdullah Şevki Güngör, Genelkurmay Karargahı kulübeler kısmında elinde silahla görülüyor
Üsteğmen Abdullah Şevki Güngör, Genelkurmay Karargahı kulübeler kısmında elinde silahla görülüyor

Silahlı bir fotoğrafı bulunduğunu belirten Güngör, "Nöbet kulübesinde yerde duruyordu, kimse basmasın diye elimde duruyor." dedi.

Üsteğmen Güngör (2) Üsteğmen Kadir Bozan (1) ve Yüzbaşı Muharrem Erdinç (3) ile mühimmat sandığı taşırkenÜsteğmen Güngör (2) Üsteğmen Kadir Bozan (1) ve Yüzbaşı Muharrem Erdinç (3) ile mühimmat sandığı taşırken

Bir albay ya da yarbay rütbesindeki komutanın Subay Temel Askerlik ve Subaylık Anlayışı Kazandırma (SUTASAK) öğrencilerinin nöbet tutması için saat 05.20 civarında 4-5 silah istediğini anlatan Güngör, bunun üzerine orada tanıştığı Kadir Bozan ile üçer silah alarak getirdiklerini, bir fotoğrafta da bu silahların göründüğünü söyledi. Güngör, silahların şarjörleri olmadığı için mühimmat sandığı da taşıdıklarını aktardı.

Üsteğmen Güngör (2) Üsteğmen Kadir Bozan (1) ile uzun namlulu silah taşırkenÜsteğmen Güngör (2) Üsteğmen Kadir Bozan (1) ile uzun namlulu silah taşırken

Mahkeme Başkanı Dik'in, "Darbe olduğunu 01.00'de anlamana rağmen niye emre itaat ettin?" sorusuna karşılık Güngör, olanları bir darbe değil, kargaşa olarak değerlendirdiğini, darbe olduğunu o saatte anlamadığını savundu.

Bunun üzerine Başkan Dik, "Sen hukukçusun, halkın üzerine ateş ediyor helikopter, bunu da görüyorsun." dedi. Güngör ise "Bu işin farklı olduğunu, bizim kandırıldığımızı, hataya düşürüldüğümüzü belirtmek için söyledim. SEGBİS kayıtlarında 'darbe' demişim ama darbeyi sabah revirde televizyondan öğrendim." savunmasını yaptı.

Üsteğmen Abdullah Sevki Güngör (2) Üsteğmen Kadir Bozan ile uzun namlulu silah taşırkenÜsteğmen Abdullah Sevki Güngör (2) Üsteğmen Kadir Bozan ile uzun namlulu silah taşırken

Duruşma savcısı Aytekin Cenikli ise "Saat 03.00'te çıkmak istediğinizi söylüyorsunuz, 'Kafama silah dayadılar, çıkamadım' diyorsunuz ama 06.00'da üstelik alt rütbede olan öğrencilere silah taşıyorsunuz, garip değil mi?" diye sordu. Güngör, tanımadığı albayın emriyle bunu yaptığını ileri sürdü.

Cenikli'nin icap nöbetinin olağanüstü durumlarda tutulduğunu belirterek, neden icap nöbetinde olduğunu sorduğu Güngör, komutanlar çıkana kadar icap nöbeti belirlediklerini ve liste halinde bu nöbeti tuttuklarını söyledi.

'Suçsuzsan neden teslim olmadın?'

Savcı Cenikli'nin "Ayın 17'sine kadar kendinizi kilitliyorsunuz, bu normal bir davranış mı? Suçsuz olsanız hemen teslim olmanız gerekmez mi?" sorusu üzerine Güngör, "Darbeye katılmadığım için kendimi kilitledim." dedi. Güngör, Cenikli'nin "Tam tersine suçlu psikolojisiyle yapmış olmayasınız." sözlerine "Hayır efendim, bir gün beklememin sebebi korkmam." karşılığını verdi.

Üsteğmen Güngör 3 numaralı nöbet kulübesine silah ve mühimmat taşırkenÜsteğmen Güngör 3 numaralı nöbet kulübesine silah ve mühimmat taşırken

Başkan Dik'in, "Kim silah almanızı istedi?" sorusu üzerine de Güngör, "Doğan Öztürk" yanıtını verdi.

Daha sonra söz alan Başbakanlık avukatı Süleyman Ayhan'ın, saat 21.16'da silah alırken, zimmet için belge imzalayıp imzalamadığını sorduğu Güngör, "Doğru diyorsunuz, zimmet olması lazım, kağıda imza atmamız lazım ama tatbikat deyince üstüne düşmedik." ifadelerini kullandı.

Ayhan'ın, "(Darbenin içinde olsam beylik tabancamı götürürdüm) dediniz. saat 05.31'deki fotoğrafınızda elinizde kocaman 2 silah var. Bunlar varken sizin beylik tabancanıza ne gerek var?" sorusuna karşılık Güngör, "O saatte olay bitmiş, sabah olmuş." dedi.

'Dışarıda halk olduğunu bilmiyordum'

Dışarı çıkmak istediği fakat korktuğu için çıkamadığı yönündeki beyanı hatırlatılarak, kimden korktuğu sorulan Güngör, "Dışarıda halk olduğunu bilemiyorsunuz ki." diye konuştu. Bunun üzerine Ayhan, "Ben bir şey sormuyorum başkanım, vazgeçtim." ifadesini kullandı.



YAHYA ÇAVUŞU BİLİR MİSİN?

Duruşmada söz alan Savcı Aytekin Cenikli, sanığın kendisini derdest ettiklerini ileri sürdüğü darbecilere karşı hiçbir direnişte bulunmaması ve gece boyunca saklanmasını eleştirirken Çanakkale Savaşı kahramanı Yahya çavuşu hatırlattı. Savcı Cenikli şöyle konuştu:
"Yahya Çavuş'un Çanakkale'de ne yaptığını biliyorsunuz. Siz sivil yetkilileri arayabilirdiniz, bu yönde hiç çabanız yok. Bir şey yapmamışsınız, ne yaptınız, gerçekten merak ediyorum? Zekai Aksakallı Paşa ile konuştunuz, 'darbe yapılıyor' dedi, sonra ne yaptınız? Siz general zeviyesinde bir subaydınız, herhangi bir subay değilsiniz." diye sordu. Sanık Kavun bu soru karşısında, "Harekat Merkezi'ne beni almadılar, sonra oradan çıktım odama gittim. Karargahtaki bu karmaşa haline özel kuvvetlerin müdahale edeceğini düşünerek orada, odamda bekledim" diye konuştu. Sanığın bu sözleri üzerine Savcı Cenikli, "Sivil birimleri neden aramayı düşünmediniz? Darbe hükümete karşı yapılıyor, önce onları arayacaksınız. Hükümet darbeye uğrayan taraf, neden kimseyi aramadınız?" şeklindeki sorularını sürdürdü. Darbeci general buna karşılık ilk anda kimin darbeci kimin darbeci olmadığını anlamadığını söyledi. Savcı Cenikli, sanık avukatının soruşturmayı yürüten savcıların hukuk fakültesine bile giremeyecekleri yönündeki sözleri nedeniyle savunma makamına hakaret ettiğini belirterek mahkemeden, bu nedenle suç duyurusunda bulunulması kararı verilmesini istedi.

Genelkurmay çatı davasının 17. duruşması tamamlandı
Genelkurmay Karargahında yaşanan eylemlere ilişkin duruşmada itirafçı Eral'ın Avukatı Derin, sanıklara, "Salağa yatmanın anlamı yok" dedi.

 

Genelkurmay çatı davasının 17. duruşması tamamlandı

 

Duruşmada, eşi de KPSS soruşturmasında itirafçı olan, soruları aldığını ve FETÖ üyesi olduğunu itiraf eden, Genelkurmay Başkanlığı Harekat Dairesinde görevli eski Deniz Yüzbaşı Ali Emre Eral savunma yaptı.

"MASUM ROLÜ OYNAMAYIN, SALAĞA YATMANIN ANLAMI YOK"

Eral'ın Avukatı Mustafa Derin de bazı sanıkların savunmalarında suçsuz olduklarını belirterek, ""Masum rolü oynamayın, 'ben yoktum, tanımıyordum' demeyin.' Değer miydi ardından gittiğiniz, adam ilkokul 4'ten terk bir insan. Bunu ben 30 senedir biliyorum, sizlerin bilmemesine imkan yok. Salağa yatmanın anlamı yok burada. Toplum olarak demokratikleşme ve özgürleşme için bir fırsat geçti elimize, bu fırsatı hepimiz değerlendirelim." diye seslendi." dedi.

"TBMM'YE ATILAN BOMBALARI DUYMAMANIZIN İMKANI YOK"

Terör örgütü FETÖ üyelerinin, makam, mevki için masumiyetleri, özgürlükleri harcadığını söyleyen Avukat Derin, şu görüşlere yer verdi:

"Bundan sonra toplum olarak bir yol bulacağız. Özgür, demokratik bir ülke için yeni bir yol inşa etmemiz lazım. Ali Tatar'a, Kuddisi Okkır'ın ahları nedeniyle buradalar. Hizmet hareketi diye insanların özgürlüğünü, yaşam hakkını kimsenin almaya hakkı yok. Bu örgüte kimse dokunamazken ben dokundum, ama hala 'kontrollü darbe', 'bizim haberimiz yoktu' diyorlar. Genelkurmay güney nizamiyesindeki bir kişinin TBMM'ye atılan bombaları duymamasının imkanı yok. Kimin aklıyla oynuyorlar. "

    Bu haber 188954 defa okunmuştur.

    YORUMLAR

    • 0 Yorum
    Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
    İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
    Yüksek Askeri Şura toplandı! Başkan Erdoğan liderlik ediyor: Komutanları terfi ve emeklilikleri masada
    Yüksek Askeri Şura toplandı! Başkan Erdoğan liderlik ediyor:...
    "Terörsüz Türkiye" komisyonu mesaiye başladı! Kurtulmuş'tan...