Gülen’in sözde Atatürk Havalimanı İmamı

Gülen’in sözde Atatürk Havalimanı İmamı

-FETÖ, havalimanını casusluk merkezi gibi kullanırdı. Örgütün istihbarat elemanı pasaport kontrolüne alınmazdı. Buluşma sabit kameraların olmadığı yerde yapılırdı. Pensilvanya’ya bilgi götüren kuryeler ise Zaman gazetesinin yazarlarıydı... -TBMM FETÖ'nün Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu raporunda, 'FETÖ, dinler arası diyalog konusuna araçsal bir mantıkla yaklaşmış, diyalog çalışmalarının örgüte ulusal ve küresel ölçekte sağlayacağı güç ve ayrıcalığı hedeflemiştir.' denildi.

29 Mayıs 2017 - 12:35 - Güncelleme: 29 Mayıs 2017 - 13:00

Giriş Tarihi: 29.5.2017 01:54 Son Güncelleme Tarihi: 29.5.2017 05:21

Haval'imam'ı!

, teröristbaşı Gülen’in sözde Atatürk Havalimanı İmamı’ydı. Gizli tanık olup örgütün kirli çamaşırlarını anlattı: , havalimanını casusluk merkezi gibi kullanırdı. Örgütün istihbarat elemanı pasaport kontrolüne alınmazdı. Buluşma sabit kameraların olmadığı yerde yapılırdı. Pensilvanya’ya bilgi götüren kuryeler ise Zaman gazetesinin yazarlarıydı...

Havalimamı!
TERÖRİSTBAŞI Gülen ile adamları, havalimanlarına bile bulaştı. 'nün bilinmeyenleri gazeteci Kemal Gümüş'ün kaleme aldığı 'İşgalin Yapı Taşları' isimli kitapta ilk kez gün yüzüne çıktı. Gümüş, örgütün Türkiye'nin hatta dünyanın damarlarına sızma yolunda izlediği telekulak, casusluk, şantaj, kara para akışı ile illegal yöntemlerini tek tek anlattı. Kitapta örgütün sözde Atatürk Havalimanı İmamı olan Alaattin İlyas Yağmur'un tanık ifadeleri de vardı. Yağmur, örgütün havalimanlarını casusluk üssü olarak kullandığını vurguladı. İşte Yağmur'un ifadeleri:

KÖR NOKTADA BEKLEDİLER
"FETÖ, dinleme cihazlarını bavullarla Hindistan'dan getirirdi. Havaalanına bilgi taşıyacak kişinin uçacak yolcuyla buluşturulması gerekiyorsa, bu şahsın üzerinde başka bir kimlik olması sağlanırdı. İrtibat, dijital bir aletle olmazdı. Örgüt; bir iki gün öncesinden trafiği kuracak kişi ile irtibata geçilecek kişinin alanda buluşacağı yeri, saat ve tarih olarak belirlerdi. İrtibatın mesai saatleri içerisinde olması sağlanırdı. Daha önce belirlenen noktada örgütün irtibat elemanı, gelecek kişinin kimlik bilgisini bilmez ama gelen kişi bilir ve gelene, irtibat elemanıyla ilgili bir tanıtma yapılırdı. Bu tanıtım neticesinde gelen kişi bekleyenle buluşurdu. Eğer bekleyenin havaalanındaki etkinliği yüksek ise terminal ana giriş güvenlik kontrolüne tâbi tutulmadan ön terminal pasaport öncesi salona alınması sağlanırdı. Kesinlikle sabit kameranın olmadığı yerlerden geçilmesi sağlanır, yani yolcu kontuar önleri, tuvalet girişleri gibi yerlerde bekleme yapmazdı. Dış hatlardaki irtibat için alana personel apron kartıyla girilirdi. Pasaport kontuarlarında da geçiş için kolaylık sağlanırdı. Pasaport sonrasında daha önceden belirlenen sabit kameraların olmadığı kafeler ve bekleme salonları tercih edilirdi. Pensilvanya'ya bilgi götüren kuryeler ise Zaman gazetesi yazarlarıydı."



İŞTE KANIT
FETÖ'nün firari "Hava Kuvvetleri İmamı" Adil Öksüz, darbeden 2 gün önce havalimanında görüntülenmişti. Öksüz ile Kemal Batmaz, Akıncı Üssü'nde yakalanmış, Öksüz salıverilmişti.

JETLERE BÖCEK
, havalimanlarını kendisine karargah yapan FETÖ'nün hedef aldığı işadamı, siyasetçi ve bürokratları dinleme faaliyetlerini deşifre etti. Yağmur şoke eden detaylar verdi: "FETÖ, 2008'de AK Parti'ye karşı yedek bir siyasi parti oluşturma arayışına girdi. Bunun içinse eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar ile görüşüp işbirliği yapmak istedi. Ancak ret cevabı veren Ağar'ı dinlemeye başladı. Ağar'ı dinlemek için beraber seyahat ettiği bir işadamının özel uçağına dinleme cihazları yerleştirdi. Örgüt, Mustafa Koç'un uçuşları hakkında da yurt içi ve yurt dışında, kimlerle nerelere gittiği, gidiş geliş ve görüştüğü kişilerle ilgili neler yapabilecekleri hakkında bilgi toplanması talimatı verdi. Hatta Koç'un jetine bile böcek yerleştirildi."
50 yıldır ihanet için gizlendiler
50 yıldır ihanet için gizlendiler
FETÖ'nün Darbe Girişimi'ni Araştırma Komisyonu, 600 sayfalık raporunda, örgütün militan kazınma faaliyetlerinin ilk kez 1960'tan itibaren başladığına yer verdi. Fetullahçı Terör Örgütünün (FETÖ/ PDY) 15 Temmuz Darbe girişimyle Bu Terör Örgütünün Faaliyetlerinin Tüm Yönleriyle Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu'nun taslak raporunda FETÖ/PDY'nin kamu kurumlarına sızarak örgütlenmesine bir başlık altında yer verildi. Raporda, komisyona bilgi veren kişilerin değerlendirmeleri ışığında, "Örgütün, devlet kurumlarını kontrolüne almak suretiyle iktidarı ele geçirmeyi hedef edindiğini, bu maksatla ortaya çıktığı 1960'lı yıllardan itibaren örgüt evlerine çektiği zeki ve genç insanları bir yandan örgüt militanı şeklinde yetiştirirken bir yandan da iyi bir eğitimle devlet kademelerinde yer almasını sağladığını ortaya koymaktadır" görüşüne yer verildi.

FETÖ MİT ÜZERİNDEN ERDOĞAN'I HEDEF ALDI
Raporda, örgütün, MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ı 7 Şubat 2012'de gözaltına almaya çalışarak, kurumu tasfiye etmeye ve o dönem Başbakan olan Cumhurbaşkanı Erdoğan'a siyasi hesap çıkarmaya çalıştığı belirtildi. Raporda, "MİT Müsteşarının ifadeye çağrılması ile örgütün siyasi hedefler takip eden ve bu hedeflere ulaşmak için komplolar tertip eden bir yapı olduğu konusunda ilk ciddi belirtiler ortaya çıkmış ve örgüt hakkındaki soru işaretleri somut bir şüpheye dönüşmüştür. (...) Bu olayla birlikte ayrıca örgütün, dönemin hükümetinin varlığından ve yürüttüğü politikalardan rahatsız olan uluslararası güç odakları adına hareket ettiği de bir iddia olmaktan çıkarak somut bir veriye dönüşmüştür" ifadeleri yer aldı..
FETÖ'nün firar ofisi
15 Temmuz darbe girişiminin ardından çok sayıda FETÖ'cü, ABD'ye kaçtı. ABD'de siyasi sığınma ve iltica başvurularında bulunan FETÖ'cülere, Dzubow & Pilcher' hukuk firmasının sahibi olan Amerikalı avukatlar Todd Pilcher ve Jason Dzubow online olarak hukuk danışmanlığı yapıyor.

Terör örgütü FETÖ mensuplarının ABD'ye kaçmalarına yardımcı olan iki avukatın online olarak hukuk danışmanlığı yaptığı ortaya çıktı. ve internet üzerinden hainlerin 'nasıl kaçarız', 'nasıl iltica ederiz' sorularını cevaplıyor. Avukatlar, FETÖ'cüler için yalanlarla dolu iftira dilekçeleri de hazırlıyor.

Gülen'i öven dosyalar

Akşam'ın haberine göre, ikili 'The Asylumist' adlı internet sitesinde yazdıklarıyla FETÖ'nün uluslararası firar ağını nasıl organize ettiklerini itiraf etti. İkilinin kendi yardımları haricinde ABD'deki Ulusal Demokrasi Vakfı gibi kurumlara da yönlendirme yapmaları dikkat çekti. Jason Dzubow ve Todd Pilcher "Asylum for Fetullah Gulen Movement Supporters" adlı yazılarında ihanet yapılanmasını şu sözlerle açıklayarak savundular: "Dünyanın en önemli Müslüman figürlerinden birisi ve onun hareketi dünya genelinde laik hükümeti, demokrasiyi ve dini toleransı savunuyor. Dolayısıyla Orta Asya ya da Doğu Avrupa gibi bölgelerde Gülen taraftarlarının yargılanması şaşırtıcı değil." FETÖ'nün avukatları hain darbe girişiminin ardından çok sayıda FETÖ'cünün dosyasını hazırladıklarını bundan sonra daha da fazla FETÖ'cünün dosyasının kendilerine gelmesini beklediklerini de itiraf ettiler.

BİRBİRİNDEN ÇİRKİN İFTİRALAR

İkili yalnızca FETÖ'cülerin değil Türkiye'de "hükümet tarafından suçlanıp hedef gösterilen" herkesin ABD'ye iltica hakkı için güçlü bir hukuki sebepleri olduğunu iddia etti. İkili FETÖ'cüler için hazırladıkları dosyalarda, FETÖ'cülerin evlerine baskınlar düzenlendiğini, eşlerine tecavüz edildiğini iddia ederek, delile dayanmayan türlü fantastik iddiayı dosyaya koyduklarını da ifşa etmiş oldular.

Hainler için hesap zamanı

Hainler için hesap zamanı
FETÖ'nün 15 Temmuz'daki darbe girişimine ilişkin İstanbul'daki "ana darbe soruşturması" kapsamına haklarında dava açılan ve aralarında FETÖ elebaşısı Fetullah Gülen, 6 general ve 17 subayın da bulunduğu, 9'u firari 15'i tutuklu 24 sanığın yargılanmasına bugün Silivri'de başlanacak. Silivri Ceza ve İnfaz Kurumları Yerleşkesi karşında yapılan binada yapılacak duruşma, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi'nce görülecek. Davada İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı İrfan Fidan da duruşma savcısı olarak görev yapacak.

92'ŞER KEZ AĞIR MÜEBBET
FETÖ elebaşı Gülen ile "Yurtta Sulh Konseyi"nin İstanbul yapılanmasında yer alan Tümgeneral Fethi Alpay, Tuğgeneral Mehmet Nail Yiğit, Tuğgeneral Özkan Aydoğdu ve Tuğgeneral Eyyup Gürler'in de yer aldığı 10 sanık, 92'şer kez ağırlaştırılmış müebbet ve 174'er yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılanacak. Sanıklar İstanbul'da şehit edilen 89 kişinin ölümünden ve aralarında Orgeneral Ümit Dündar'ın da bulunduğu 5 kişinin kaçırılmasına teşebbüs eylemi ile tüm darbe faaliyetlerinden sorumlu tutuluyor. Dava iddianamesinde, aralarında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da bulunduğu 89 kişi, TBMM ile bazı kurum ve kuruluşlar "suçtan zarar görenler" sıfatıyla yer alıyor.
50 bin 136 tutuklu 7 bin 112 firari...
50 bin 136 tutuklu 7 bin 112 firari...

15 Temmuz’dan bu yana 154 bin 694 kişi hakkında işlem yapıldı. 50 bin 136 kişi tutuklandı. Tutuklulardan 2 bin 431’i hâkimsavcı, 6 bin 982’si ise TSK mensubu

'nün 15 Temmuz'daki darbe girişimi sonrasında cumhuriyet başsavcılıklarınca başlatılan soruşturmalar kapsamında şu ana dek 50 bin 136 kişi tutuklandı. Adalet Bakanlığı yetkililerinin paylaştığı bilgiye göre, darbe girişiminin ardından 154 bin 694 şüpheli hakkında işlem yapıldı. Şüphelilerden 2 bin 763'ü hakkında kovuşturmaya yer olmadığına hükmedildi.

167 GENERAL TUTUKLU
Tutuklanan 50 bin 136 kişi arasında, 2 bin 431 adli ve idari yargıda görevli hâkimsavcı, 104 Yargıtay, 41 Danıştay, 2 Anayasa Mahkemesi, 3 HSYK üyesi bulunuyor. 167'si general olmak üzere 6 bin 982 asker, 8 bin 816 polis, 23 vali, 72 vali yardımcısı, 112 kaymakam ve 31 bin 550 sivil ile memur da tutuklu...
Gözaltına alınanlardan 45 bin 708'i adli kontrol kararıyla, 12 bin 753'ü ise kolluk kuvvetleri ve adliyedeki işlemler sonrasında serbest bırakıldı.
7 bin 122'si adli kontrol şartıyla olmak üzere toplam 7 bin 430 şüpheli, cezaevine konulmalarına rağmen delillerin değerlendirilmesi sonrası tahliye edildi. Tahliye edilenler arasında bin 312 asker, bin 247 polis, 9 vali yardımcısı, 3 vali, 3 kaymakam, 195 hâkim ve savcı, 2 HSYK, bir Danıştay ve 8 Yargıtay üyesi yer alıyor.

7 BİN 112 KİŞİ ARANIYOR
211 hâkim ve savcı, 6 Danıştay üyesi, 25 Yargıtay üyesi, 137 asker, 369 polis, 3 vali yardımcısı, 8 kaymakam ile 6 bin 353 kamu görevlisi ve sivil toplam 7 bin 112 şüpheli hakkında yakalama kararı var. 655 şüpheli de halen gözaltında..

FETÖ'nün İslam inancını tahrifi komisyon raporunda yer aldı
TBMM FETÖ'nün Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu raporunda, 'FETÖ, dinler arası diyalog konusuna araçsal bir mantıkla yaklaşmış, diyalog çalışmalarının örgüte ulusal ve küresel ölçekte sağlayacağı güç ve ayrıcalığı hedeflemiştir.' denildi.

TBMM FETÖ'nün Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu raporunda, "FETÖ, diğer pek çok ulusal, dini ve hümanist konuda olduğu dinler arası diyalog konusuna da araçsal bir mantıkla yaklaşmış, diyalog çalışmalarının örgüte ulusal ve küresel ölçekte sağlayacağı güç ve ayrıcalığı hedeflemiştir." tespitine yer veriliyor.
 
Fetullahçı Terör Örgütünün (FETÖ/PDY) 15 Temmuz Darbe Gi̇ri̇şi̇mi̇ i̇le Bu Terör Örgütünün Faali̇yetleri̇ni̇n Tüm Yönleriyle Araştırılarak Alınması Gereken Önlemleri̇n Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonunun taslak raporunda, dinler arası diyalog söyleminin neredeyse FETÖ ile özdeşleşmiş bir kavram olduğu belirtildi.
 
Bunun nedeninin bu örgütün, dinler arası diyalog çalışmalarının İslam dünyasındaki tek muhatabı ve diyalogu üstlenmiş yegane aktör olarak kendini öne çıkarmış olmasından kaynaklandığı vurgulanarak, "Konunun uluslararası ilişkiler boyutu, diyaloğun başlatıcısının ve kurucu ilk muhatabının Vatikan olmasıyla daha büyük kritik bir anlam kazanmaktadır." denildi.
 
FETÖ’nün çekirdek kadrosunun, diğer pek çok ulusal, dini ve hümanist konuda olduğu gibi dinler arası diyalog konusuna da araçsal bir mantıkla yaklaştığı, diyalog çalışmalarının örgüte ulusal ve küresel ölçekte sağlayacağı güç ve ayrıcalığı hedeflediği ifade edilerek, şu tespitlere yer verildi: "Bu çerçevede Batı toplumlarında kurgulanan İslamofi, cihadist İslam, İslami radikalizm gibi kavramları sorumsuzca bir kaldıraç olarak kullanmıştır. Böylece Batılı güçlerin beklenti ve politikalarına uygun Ilımlı İslamın kendisi tarafından temsil edildiği izlenimini uyandırmıştır.
 
FETÖ lideri her zaman ve her davranışında görüldüğü gibi, dinler arası diyalog konusunda da bir tür gizlilik ve takiyye politikası izlemiş, fiili durumdan vazife çıkararak adeta İslam dünyasının tek başına temsil eden bir otorite olarak öne çıkmaya çalışmıştır. Bu faaliyetin örgüt açısından, küresel bir aktör olma, küresel ölçekte edinilen ilişkiler üzerinden ülkemizde devlet ve toplum üzerindeki ağır bir vesayet kurma amacıyla ilişkili olduğu açıktır.
 
Dinler arası diyalog çalışmalarında İslam dinini ve Müslümanlarını tek başına temsil etmesinin örgüte büyük bir güç ve hareket alanı kazandırması hedefi gözetilmiştir. Dinler arası diyalog çalışmalarında kendisini yegane ve yetkin temsilci olarak gören FETÖ’nün bu konuda kuramsal ve pratik çalışmalara ağırlık verdikleri görülmüştür."
 
Manşetlerdeki değişim
Raporda, kendilerine ait ya da yakın yayın organlarında diyalog konusuna İslam teolojisi ve tarihi açısından bir meşruiyet ve anlam kazandırmaya yönelik çalışmalar arttırıldığı, bu çerçevede örgütün yayın organı olarak bilinen Zaman Gazetesi’nde de dinler arası diyalog projesini destekleyici içerikte yazılar yayınlanmaya başladığına işaret edilerek, FETÖ lideri ve çevresinin 1995 yılından itibaren "Diyalog ve Hoşgörü" adı altında yürütülen yeni bir sürece dahil oldukları, bu süreçle birlikte FETÖ liderinin ve çevresinin söylemlerinde ve eylemlerinde radikal bir dönüşüm söz konusu gözlemlendiği aktarıldı.
 
Bu dönüşüm sürecini yapıya ait Zaman Gazetesi'nin manşetlerinden izlemenin mümkün olduğu kaydedilen raporda, dinler arası diyalog projesine dahil olmadan önce söylemlerinde dini ve milli kaygıları net biçimde ifade eden örgütün Papa’ya mektup olayından sonra tanınmayacak düzeyde değiştiği görüldüğü ifade edildi.
 
Zaman Gazetesi'nin manşetlerinin kronolojik incelenmesinin, örgütün dinler arası diyalog konusundaki keskin düşünce ve politika değişikliğini açıkça ortaya koyduğu belirtilerek, şu örnekler verildi:
 
Değişim Öncesi Söylemler:
 
-“Papa yine sahnede...” (Zaman, 22 Nisan 1990)
 
-“Vatikan ve İngiltere Tarsus'u ABD Patrikhane'yi Merkez yapmak istiyor.” (Zaman, 17 Haziran 1990)
 
-“Patrikhane entrika peşinde... İstanbul'a gelen Yunan milletvekilleri hezeyan kustu: Patrikhane İstanbul'da mahpusmuş.” (Zaman, 18 Haziran 1991)
 
-“Hıristiyan teşkilatlarının Müslümanlara yönelik çalışmaları endişe ile takip ediliyor. İslam Dünyası'nda Hıristiyanlık atağı…” (Zaman, 31 Ekim 1991)
 
-“PKK-Hıristiyan işbirliği...” (Zaman, 25 Şubat 1992)
 
-“Maddi vaatlerle diyalog kurdukları çocukların beyinlerini yıkamaya çalışıyorlar.” (Zaman, 24 Temmuz 1992)
 
-“Kiliseden sinsi tuzak: İslami değerlere saygılı görünerek Müslümanlara Hıristiyanlığı anlatacaklar.” (Zaman, 9 Haziran 1993)
 
-“Patrikhane Lozan'ı zorluyor. Bartholomeos ve beraberindeki 13 patrik Türnepa Yönetim Kurulu Başkanı Rahmi Koç"un verdiği yemeğe katıldı.” (Zaman, 22 Eylül 1995)
 
Değişim Sonrası Söylemler
-“Vatikan'dan sıcak mesaj...” (Zaman/17 Nisan 1996)
 
-“Patrik Bartholomoes ve F. Gülen Hocaefendi toplumsal barışın önemini vurgulayan konuşmalar yaptılar.” (Zaman, Ekim 1996)
 
-“Medeniyetler arası diyalog için ilk adım; Fener Rum Patriği Bartholomoes konuşmasının ardından, F. Gülen'e bir hediye takdim etti.” (Zaman, 2 Ekim 1996)
 
-“Vatikan'da uzlaşma zirvesi.” (Zaman, 9 Şubat 1998)
 
-“F. Gülen Hocaefendi, İslam ve Hıristiyan dünyasını temsilen "Dinler Arası Diyalog" çerçevesinde Papa 2. Jean Paul ile yarım saat görüştü. Bartholomoes: Bol ürün bekliyoruz.” (Zaman, 10 Şubat 1998)
 
-“Ehl-i Kitap iftarda. İftara Rum Ortodoks Patriği Bartholomoes'un yanı sıra, Ermeni Ortodoks Patriği Mutafyan, İstanbul Musevi Hahambaşısı David Aseo... katıldı.” (Zaman, 24 Aralık 1998)
 
-“F. Gülen'in başlattığı diyalog çalışmaları sürüyor. Gülen önceki gün İstanbul'da Yahudi Örgütleri Başkanları Konferans Heyetini kabul etti.” (Zaman 10 Mart 1998)
 
“Harran'da Semavi Dinleri bir araya getirecek İlahiyat Okulu açılmasının, hoşgörü ve uzlaşmaya katkı sağlayacağı vurgulandı.” (Zaman, 15 Şubat 1998)
 
"Diyalog Uğruna İslam İnancının Tahrif Edilmesi"
İslam inancı açısından Hz. Muhammed’in, Allah’ın son peygamberi olduğu ilkesi tevhit inancının ayrılmaz bir parçası olduğu belirtilerek, bu iki ilkeyi birbirinden ayırarak diğer din mensuplarıyla diyalog ya da farklı adlar altında ilişkiler ve birliktelikler kurma gerekçesiyle İslam’ın inanç esaslarını tahrif etmenin "İslam tarihinde benzeri görülmemiş bir sapma" olduğu aktarıldı. Raporda, bu konuyla ilgili şu görüşlere yer verildi: "Vatikan dokümanlarında, Hıristiyan cemaate hitaben, Müslümanlarla diyalog kurulurken Hıristiyanlığın temel ilkelerinin tartışma dışı tutulacağı, bunlar dışında kalan ilke ve değerler üzerinde uzlaşı aranacağı belirtilmiş iken, FETÖ’nün diyalog söylemindeki Hz. Muhammed’in peygamberliği ilkesini belirsizleştirme ve önemsizleştirme, en hafif tabiriyle ikinci plana atma çabaları, örgütün sınır, ilke ve değer tanımazlığına dair çarpıcı bir kanıt niteliği taşımaktadır. FETÖ/PDY’nin bu en temel ve yüce kavramı bile araçsallaştırdığı, Batılı çevreler nezdinde güç ve itibar elde etmek için İslam inancının temel taşlarıyla bile oynamaktan çekinmediği, buna karşılık Batı dünyasının haksız görüş ve uygulamalarına yönelik bir itiraz ve eleştiri geliştirmediği görülmüştür.
 
Kısacası Fetullah Gülen’in dinler arası diyalog projesine, genelde Müslümanların özelde de milletimizin yararına olacak duygu ve düşüncelerle dahil olmadığı, aksine ülkemiz ve Orta Doğu üzerinde hesapları olan küresel güçlerin bir partneri olmaya ve böylece güç ve itibar devşirmeye çalıştığı anlaşılmıştır. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün '…şahsi menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler.' sözleriyle dikkat çektiği tehlikeli bir durum ile karşı karşıya olduğumuzun bilinmesi büyük önem taşımaktadır."
 
"Ilımlı İslam"
Raporda, FETÖ'nün ülke içinde sürdürdüğü örgütsel yapılanmasını belirli bir aşamaya getirdikten sonra, dünyaya açılmaya ve küresel bir aktör olmaya karar verdiği ifade edilerek, Ilımlı İslam kavramının, politik ve teolojik düzlemde şiddet, sertlik yanlısı olmayan esnek, uzlaşı ve diyaloğa açık bir din anlayışını tanımlamak üzere kullanıldığı kaydedildi.

Ancak bunların dışında yer almayı hak edecek düzeyde özel bir tasarım olduğu anlaşılan "ılımlı İslam" projesini anlamak için "stratejik akla ihtiyaç duyulduğu" vurgulanan raporda, "Dinler arası diyalog projesi yaşanan kıyım ve zulümlere karşı kutsal değerler üzerinden ortak bir tepkiyi kurumsallaştırmak yerine, İslam dininden kaynaklanan direnci kırmaya ve Müslüman kimliğini açık zulme karşı ‘ılımlılaştırma’ya çalışmıştır. FETÖ ise bu projenin bir parçası olma arzusu içinde olmuştur." değerlendirmesinde bulunuldu
 

Bu haber 154291 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Yüksek Askeri Şura toplandı! Başkan Erdoğan liderlik ediyor: Komutanları terfi ve emeklilikleri masada
Yüksek Askeri Şura toplandı! Başkan Erdoğan liderlik ediyor:...
"Terörsüz Türkiye" komisyonu mesaiye başladı! Kurtulmuş'tan...