Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TRT ortak yayınında açıklamalarda bulundu. Sistem değişikliğine değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ülkemizde 1950'den bu yana 67 yılda 48 hükümet kuruldu. İngiltere'de 15 hükümet kurulmuş, Almanya'da 24 hükümet kurulmuş. ABD'de 17 başkan seçilmiş. Fransa'da 11 cumhurbaşkanı seçilmiş. Bu bir gerçeği gösteriyor. Artık bu iş böyle yürümez." dedi. CHP'nin cumhurbaşkanlığı sistemini saptırdığını söyleyen Erdoğan, "Böyle birşey yok. Bu iş 1923'te bitmiş. Bir sistem değişikliğiyle ülkemizde geleceği inşa etmenin adımını atıyoruz." dedi. Erdoğan'ın konuşmasından satır başları şöyle: Teröre karşı son birkaç ayda devletimiz askeriyle polisiyle bugüne kadar görülmemiş operasyonlar zinciri yapılıyor. Yeni sistemle terörle mücadelede çok daha seri sonuçlar alacağız. 15 Temmuz aslında çok önemli birşeyi öğretti. Bu işin 40 yıllık bir mazisi var. O gece yapılan bu kalkışma hareketi karşısında bizim milletimizin duruşunda imanı, vatan sevgisini görüyorum. 15 Temmuz'da gövdesini tankların önüne koyan bir nesil var. 11'i hanım kardeşim olmak üzere 249 şehit verdik. 15 Temmuz gecesi ak sütün içindeki o ipliği ayırır duruma geldi benim milletim. Ve o kararlılık halen devam ediyor. Kandil'deki teröristler hayır diyor. Kim bunlar? PKK. Kim diyor? FETÖ'cüler. Bunlar değil miydi 15 Temmuz'da benim milletime karşı darbe girişiminde bulunanlar. Benim vatanımı parçalamak isteyenler bunlar değil miydi? Hesaplaşma günü inşallah 16 Nisan. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, tarihi halk oylaması öncesi TRT'de 'Cumhurbaşkanı Özel Yayını'nda gündemdeki konuları değerlendirdi. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun gafını yorumluyan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ana muhalefet liderinin gaflarını biliyorsunuz. Gel şu 18 maddeyi bir oku. Burada bir defa Cumhurbaşkanlığı ile Başbakanlık birleştiriliyor. Artık Başbakan yok, sadece Cumhurbaşkanı var. Cumhurbaşkanının da takdir edeceği bir kabinesi var. Bu sistemle dışarıdan bir kabine oluşacak. Sayın Kılıçdaroğlu Başbakan yok, sadece Cumhurbaşkanı ve onun kabinesi var." ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Ülkede istikrarı tehdit ediyor mevcut sistem. İstikrar ve güven aslında kalkınmanın, başarının olmazsa olmazıdır." dedi. Erdoğan, TRT ortak yayınındaki "Cumhurbaşkanı Özel" programında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu, soruları yanıtladı. Sözlerine 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nü kutlayarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bizim için her gün kadınlar günüdür" diye konuştu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yurt dışındaki vatandaşlara hitaben, "Hangi engeli koyarlarsa koysunlar, sizler, sizler için ilan edilen tarihler içerisinde sandığınıza giderek oylarınızı muhakkak kullanın. Kullanacağınız oylar Batı'daki tüm ülkelere, dünyadaki tüm ülkelere en güzel cevap olacaktır. Sizin iradenizi kimsenin ketmetmeye, kimsenin engellemeye hakkı yoktur. 16 Nisan inşallah Batı'da, tüm dünyada önüne engel konulan vatandaşlarımın da sevindiği günler olacaktır." dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TRT ortak yayınında önemli açıklamalarda bulundu. Gündeme dair soruları yanıtlayan Erdoğan, Diriliş Ertuğrul dizisine ve TRT ekibine övgülerde bulundu. "TRT, dönem dizileriyle çok önemli bir adım attı. Diriliş son dönemlerde 7'den 70'e tüm halkımızın hayranlıkla izlediği bir dizi. 'Yapılamaz, yapamayız' diyenlere karşı aslında Diriliş çok önemli bir cevap olmuştur. İnanıyorum ki bu ekip bundan sonra çok daha farklı dizileri arka arkaya getirecektir. 13 yaşında torunum sadece yayınlandığı akşamı değil, tekrarını da izliyor. Daha küçük torunlarım da izliyor. Onlara özgüven kazandırıyoruz. Körfez ülkelerini ziyaretimde herkes 'çok güzel bir dizi, bunları biz de alalım' diyordu. Şimdi yeni bir adım daha atılıyor Sultan Abdülhamid'le ilgili. Kut'ül-Amare ilgili bir çalışmanın olduğunu biliyorum." dedi. 'Tüm dünya hayranlıkla izliyor' Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Hesaplaşma günü inşallah 16 Nisan. Demokratik hakkını o gece nasıl demokrasiye sahip çıkarak benim vatandaşım koruduysa şimdi o gecenin devamı anlamında inşallah 16 Nisan'da da sandıkta demokratik hakkını çok daha güçlü bir şekilde kullanacaktır diye düşünüyorum." dedi. FARKLI VESAYET ODAKLARINA MİLLETİN ÇOK FARKLI BİR CEVABI Gerek 15 Temmuz ve sonrası, gerekse 1970'ten bu yana yaşanan sürecin halihazırdaki cumhurbaşkanlığı sistemi önerisine nasıl yansıdığının sorulması üzerine Erdoğan, 15 Temmuz'un çok önemli şeyler öğrettiğini belirtti. 15 Temmuz'un kısa bir sürecin neticesi olmadığını, bakıldığında bu işin 40 yıllık bir mazisinin olduğunu ifade eden Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: "O gece yapılan bu kalkışma hareketi karşısında milletimizin duruşu neyin ifadesiydi? Ben orada milletimizin imanını, vatan ve millet sevgisini görüyorum, Onların sadece bizim yaptığımız bir davetle meydanlara, havalimanlarına dökülmesini bu aşkın bir neticesi olarak görüyorum. Eğer bu inanç olmazsa zaten siz böyle bir neticeyi alamazsınız. Özellikle meydanlarda söylüyorum, Akif'in 'Siper et gövdeni dursun bu hayasızca akın' ifadesinde kendisini bulan, gövdesini tankların önüne koyan bir nesil var. Bakıyorsun iki paletin arasından Sabri kendini atıyor, oradan kurtarıyor, ikinci tank geliyor. İkinci tankın iki paleti arasına kendisini tekrar atıyor. Şu inanca, anlayışa, gözü pekliğe bak. Rabbim kendini hıfzediyor ve oradan çıkıyor. Bunun yanında param parça olan hanım kardeşlerimiz de var tankların sıkıştırması neticesinde. 11 hanım kardeşimizi şehit verdik." Erdoğan, 15 Temmuz'da 249 şehit verildiğini, sadece Cumhurbaşkanlığı Külliyesi çevresinde 29 şehit ve 36 gazinin, Türkiye genelinde ise 2 bin 193 gazinin olduğunu anımsattı. Bütün bu direnişi gösterenlerin, bu vatanı teslim almak isteyenlere karşı "Biz bu vatanı sizin gibi hainlere, katillere, alçaklara asla teslim etmeyeceğiz." dediklerini vurgulayan Erdoğan, bu direnişin farklı vesayet odaklarına milletin çok çok farklı bir cevabı olduğunu aktardı.
TRT'de açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ülkemizde 1950'den bu yana 67 yılda 48 hükümet kuruldu. Artık bu iş böyle yürümez" dedi
1950'DEN BU YANA 48 HÜKÜMET KURULMUŞ, BU BİR GERÇEĞİ GÖSTERİYOR

SİSTEM DEĞİŞİKLİĞİYLE GELECEĞİ İNŞA EDECEĞİZ
GÖRÜLMEMİŞ OPERASYONLAR YAPILIYOR
Göreve geldiğimizde devletin borçlanma faizi yüzde 63'tü. Şimdi tek haneli rakamda. Ekonomide güvenli liman olduk. Bu ülkenin ekonomi kaderini onlar (kredi derecelendirme kuruluşları) değil, biz belirleyeceğiz. İstihdamdaki sıkıntı süratle aşılacak, işsizlik tek haneli rakamlara düşecek. Ekonomide Türkiye'nin herhangi bir zaafı, sıkıntısı yoktur. Kararlı bir şekilde yolumuza devam ediyoruz.15 TEMMUZ ÇOK ŞEY ÖĞRETTİ
HESAPLAŞMA GÜNÜ 16 NİSAN
YURT DIŞI ZİYARETİ
Bizim seçim aslında Almanya'da değil burada yapılıyor. Orada yaşayan vatandaşlarımız var. Onlar yıllar yılı hep ben ne zaman bu demokratik hakkımı kullanacağım diye her gidişimizde bize bunu söylerlerdi. Birçok engellemeler oldu. Bakanlarımızı konuşturmadılar. Ben de yurtdışındaki vatandaşlarımızla bir araya gelmeyi arzu ediyorum. Şu anda arkadaşlarımız çalışmaları yürütüyorlar.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kılıçdaroğlu'na, " Gel şu 18 maddeyi bir oku. Artık Başbakan yok, sadece Cumhurbaşkanı var. " dedi.
ARTIK BAŞBAKAN YOK, CUMHURBAŞKANI VAR

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Almanya açıklaması

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TRT ortak yayınında 'Almanya'ya gdecek misiniz?' sorusuna "Ben de yurtdışındaki vatandaşlarımızla bir araya gelmeyi arzu ediyorum. Şu anda arkadaşlarımız çalışmaları yürütüyorlar." yanıtını verdi.
Erdoğan 'Benim siyaseten kadınlara borcum var' sözüne açıklık getirdi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TRT ortak yayınındaki "Cumhurbaşkanı Özel" programında "Benim siyaseten kadınlara borcum var." sözüyle ne demek istediğinin sorulması üzerine 1989 yılındaki Beyoğlu yerel seçimleri ile ilgili yaşadığı detayları anlattı.
"Yapılamaz denenlere en büyük cevap 'Diriliş Ertuğrul' dizisidir"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TRT ortak yayınında açıklamalarda bulundu. TRT 1'de yayınlanan Diriliş Ertuğrul dizisine de değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "TRT, dönem dizileriyle çok önemli bir adım attı. Diriliş son dönemlerde 7'den 70'e tüm halkımızın hayranlıkla izlediği bir dizi. 'Yapılamaz, yapamayız' diyenlere karşı aslında Diriliş çok önemli bir cevap olmuştur" dedi.
DİRİLİŞ'TE GERİLİM ARTIYOR
Avusturya’nın kalbinde ihanet ittifakı

Türk bakanların referandum kampanyalarına AB çapında yasak isteyen Avusturya, tam bir ‘FETÖ sevdalısı’ çıktı. FETÖ’cü hainler, Viyana’daki Harp Akademileri’nde sempozyum düzenledi. FETÖ’cü enstitünün başkanı Gülen hainini “Barışçıl” diye övdü
Avusturya Başbakanı Christian Kern, Türk bakanların 'evet' kampanyalarının Avrupa Birliği (AB) genelinde yasaklanmasını isterken, Fetullah Gülen'in liderliğini yaptığı FETÖ yapılanması, Avusturya Harp Akademisi'nde sempozyum düzenledi. Terörist başı Gülen'in onursal başkanı olduğu Friede Diyalog Enstitüsü ile Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı'nın, Katolik Kilisesi'nin Din ve Barış Enstitüsü partnerliğinde düzenlediği "Ekstremizmi Önlemede Dinin Rolü" başlıklı sempozyumda, Gülen'in mesajları okundu. 27 Şubat'taki sempozyum 5.5 saat sürdü. 17 ülkenin diplomatik temsilcisinin yanı sıra Almanya ve Avusturya dışişleri bakanlıklarının "Dinlerarası Diyalog" ile "Dinlerin Barış Sorumlulukları" ünitelerinin başkanları da katıldı.
FETÖ VE GÜLEN'İ ÖVDÜLER
Sempozyumda Katolik Askeri- Psikopos Dr. Werner Freistetter açılış konuşmasını yaptı. Friede Diyalog Enstitüsü'nün Başkanı, Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı'nın da Birleşmiş Milletler Viyana Temsilcisi olan Yasemin Aydın da konuşmasında terörist başı Fetullah Gülen'i övdü. 15 Temmuz darbe girişiminde 250 masum insanın katleden FETÖ'yü ve lideri Gülen'i görmezden gelen Aydın, "İçinde bulunduğumuz zamanda, Sayın Fetullah Gülen gibi İslami otoritelerin buna benzer net söylemleri, barışçıl İslam ile İslam adına yapılan terörü ayırt etmede oldukça önem arz etmektedir" iddiasında bulundu. Sempozyumda Kuzey Irak'tan gelen Prof. Dr. Ardawan Ismael, "Ekstremle Mücadele Konusunda Kürdistan'daki Alimlerin Rolü", FETÖ'ye ait Londra merkezli Hizmet Araştırmaları Merkezi yöneticisi Dr. İsmail Sezgin de "Ekstremize Karşı Bir Yaklaşım Olarak Hizmet: Ekstremizmin Yok Edilmesi" başlıklı sunum gerçekleştirdi. Dr. Sezgin, terör örgütü FETÖ'yü "Hizmet Hareketi" olarak tanımladı.
HAİN ÖRGÜTÜN SÖZCÜSÜ
FETÖ, Friede Diyalog Enstitüsü'nü Avusturya'da propaganda merkezi ve hem de üst düzey siyasilere ulaşma aracı olarak kullanıyor. Faaliyetlerin koordinasyonunu Gülen'in amcasının oğlu Numan Gülen yürütüyor. Öte yandan enstitünün başkanı Aydın'ın, darbe girişiminden bir hafta sonra 22 Temmuz'da Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı'nın İstanbul Üsküdar'daki merkezinde bulunduğu öğrenildi.
BAŞBAKAN KERN ÖFKE KUSMUŞTU
FETÖ'YE kapılarını açan Avusturya Başbakanı Christian Kern, bu sempozyumdan günler sonra 5 Mart'taki açıklamasında Türk siyasetçilerin kampanya etkinliklerinin AB çapında yasaklanmasını istemiş, Almanya gibi birlik üyelerinin tek başlarına Ankara'nın baskısından ancak bu şekilde kurtulabileceğini savunmuştu.
Hain yaver saçmaladı

Cumhurbaşkanı’nın FETÖ’cü yaveri Yazıcı, çelişkilerle dolu bir savunma yaptı. Yazıcı, suikast girişiminin üssü Çiğli’de ne aradığı sorulunca “Normalde orduevine gitmek istiyordum. Neden orada olduğumu kendime izah edemiyorum” yanıtını verdi
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a yönelik suikast girişimiyle ilgili Muğla 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davada, mahkeme tutuklu 44 sanıktan 43'ünü dinledikten sonra son olarak Cumhurbaşkanı'nın eski yaveri sanık Ali Yazıcı'yı dinledi. Mahkeme başkanı sanığın yüzüne suçunu okuyarak, "Sanık Ali Yazıcı, Ankara'dan İzmir Çiğli'ye gelerek Cumhurbaşkanı'nın yerini öğrenerek suikast timine bildirdiği ve suikast girişimine yardımcı olduğu iddiasıyla suçlanıyor" dedi. Sanık Yazıcı ise çelişkilerle dolu savunmasında özetle şunları söyledi:
Cumhurbaşkanımız Antalya'da bir futbol turnuvasına katılacaktı. Ben de Antalya'ya gitmek üzere uçak bileti aldım. Havalimanına gitmeden muhafız alayına geldim. O esnada adının Emin olduğunu söyleyen bir yarbay yanıma gelerek Antalya'ya gideceğini söyleyerek benimle birlikte gelmek istediğini belirtti. Ben de teklifini kabul ederek birlikte gideceğim astsubayın kalmasını söyledim.
Araçla yola çıktık. Bu arada yarbay benim telefonlarımı karıştırdı. O şahsa nasıl izin verdim bunun cevabını hâlâ araştırıyorum. Ben bunu hâlâ kendime izah edemedim. Kendisinin özel kuvvetlerde olduğunu söyledi. Ben şahıstan kuşkulandım. Hatta indirmeyi düşündüm. Afyon'da bir mola verdikten sonra yola devam ettik.
KENDİME İZAH EDEMİYORUM
Saat 21.30 gibi Genel Sekreterimiz aradı. Ayrıca, Danışmanı Davut Kavranoğlu aradı, neler olduğunu sordular. Bir WhatsApp grubumuz vardı. Özel Kalem Müdürümüz Hasan Doğan'ın kurduğu. Oradan da bana "Bir şey var mı diye sordular. Bir süre sonra beni WhatsApp grubundan çıkardılar. Bu arada Özel Kalem Müdürümüz Hasan Doğan ve Cumhurbaşkanımızın doktoru ile görüştüm.
Yanımdaki yabancı biriyle Marmaris'e gitmek istemediğim için İzmir'e yöneldik. Ben orduevine gidecektim. Emin bana "Çiğli'ye gidelim" dedi ve Çiğli'ye gittik birlikte. Bunu da kendime izah edemiyorum. Normalde ben orduevine gitmek istiyordum. Saat gece 02.30 gibi televizyonlar Cumhurbaşkanımızın İstanbul'a gittiğini söyledi. Ben de çıkıp Ankara'ya gitmek istedim ama nizamiye kapatılmıştı. Misafirhaneye geçtim.
KÜLLİYE'YE GİDEMEMİŞ
Cumhurbaşkanımızın Baş Danışmanı Lütfullah Göktaş beni arayıp İstanbul'a gelmemi söyledi. Kısıklı'ya gelmemi istedi. Nadir Alpaslan aradı, "Ankara'ya bekliyoruz" dedi. Ankara'ya gittim. O akşam eve gittim. Gece evde kaldım. Gece Külliye'ye gitmek istedim. Gidemedim.
Olayda bir failler var. 12.30'da olan olaylar var. Bir de 03.30 ve 03.40'ta başlayan darbe var. Ben bu iki olayın neresindeyim. İnanın ben işin içinden çıkamadım. Ben 2 olayın da içinde olmadığımı düşünüyorum.
SUÇU TELEVİZYON YAYININA ATTI
BİR yıl boyunca Cumhurbaşkanı ile direkt görüşmediğini savunan FETÖ'cü yaver hâkimin, "Cumhurbaşkanı'nın yerini birileriyle paylaştınız mı?" sorusuna şu yanıtı verdi: "O esnada birlikte olduğum sanıklar Cumhurbaşkanı'nı Marmaris'te biliyordu. O gece Cumhurbaşkanımız telefonla bağlanmıştı. Yanımda bulunan Emin yarbaya Cumhurbaşkanının yerini söylemedim. Ona darbe girişimini sordum. O da olayın içindeymiş gibi 'Belli bir grubun girişimi' dedi."
TEKNİSYENE YAZICIOĞLU SORUSU
Aynı davada yargılanan sanıklardan teknisyen astsubay Aydın Özsıcak ise Muhsin Yazıcıoğlu'nun kazasında helikopterden parça söktüğü iddiasının sorulması üzerine "Kaza kırım ekibinde görevliydim ama helikopterden parça sökmedim. Sadece helikopteri incelerken görüntülendim. Bunun bir kader olduğunu düşünüyorum" yanıtını verdi.
Barutsuz 'silah' artık daha hızlı

Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Fizik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Lütfi Öksüz ve ekibi, içine konulan metalleri barut yerine elektromanyetik sistemle fırlatabilen sistemi geliştirerek, hızını saniyede 300 metreden, bin 500 metreye çıkardı.
Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Fizik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Lütfi Öksüz ve ekibi, içine konulan metalleri barut yerine elektromanyetik sistemle fırlatabilen sistemi geliştirerek, hızını saniyede 300 metreden, bin 500 metreye çıkardı.
Prof. Dr. Öksüz, yaptığı açıklamada, 5 yıl önce SDÜ Göller Bölgesi Teknokenti bünyesinde, tamamen Ar-Ge üzerine faaliyetler gerçekleştirdikleri bir firma kurduklarını söyledi. Araştırmalarının ana konularının plazma sistemleri, nanoteknoloji ve elektromanyetik sistemler olduğunu dile getiren Öksüz, son zamanlarda ağırlığı elektromanyetik sistemlere verdiklerini anlattı.
Yaklaşık 9 ay önce "elektromanyetik fırlatma sistemi" projesine başladıklarını ifade eden Öksüz, bu sistemle oluşturulan elektromanyetik dalgalarla herhangi bir malzemeye kuvvet uyguladıklarını, bu şekilde malzemenin belli bir hızla fırlatıldığını bildirdi.
Daha önce bobin tipli eloktromanyetik fırlatma sistemi geliştirdiklerini, bu sistemle bir cismi barut olmadan sadece elektromanyetik güçle 300 metre uzaklığa gönderebildiklerini dile getiren Öksüz, bu hızın artırılması çalışmalarına devam ettiklerini anlattı.

"BU SİSTEM 30 KAT DAHA HIZLI"
Bu kapsamda sistemi raylı sistem üzerinde geliştirdiklerini ifade eden Öksüz, şöyle konuştu:
"Bobine verilen akım, burada elektromanyetik dalga oluşturuyor. Bu dalga bobinli sistemin içindeki fırlatılacak malzemeye tekrar akım sağlıyor ve etkileşim sonucu malzeme fırlatılıyor. Raylı sistemde rayların arasına konulan fırlatılacak malzeme, iki rayın birbirine temasını sağlıyor. Bu aşamada raylara verilen akım, bir manyetik alan oluşturuyor ve malzemeyi fırlatıyor. Burada direkt etkileşme var, bu yüzden bobinli sisteme göre malzemeyi daha hızlı fırlatıyor."
Raylı tipli fırlatma sistemi sayesinde bobin tipli sistemde ulaşabileceği hızların kat kat üzerine çıkmanın mümkün olduğunu vurgulayan Öksüz, şöyle devam etti:
"Bu sistemler savunma sanayisinde kullanabilecek sistemler. Hem saldırı hem de savunma için. Aynı zamanda uydu fırlatma ve trenlerin ray üzerinde gitmesini sağlayacak itici güç için de kullanabilir. Oldukça verimli ve tekrarlanabilir sistemler. Bir önceki sistemimizde 300 metre/saniyeye ulaşmıştık. Bu sistemde hızımız bin 500/saniye olarak gerçekleşti."
150 BİN DOLAR HARCANDI
Öksüz, elektromanyetik fırlatma sistemlerinin ABD ve Rusya'da örnekleri olduğunu, buralardakilerinin hızlarının saniyede 8-10 bin metreye ulaşabildiğini anlattı.
Bu sistem için yaklaşık 150 bin dolar harcadığını dile getiren Öksüz, sistemin savunma sanayinde tam kapasiteli olarak çalışması için çok daha fazla yatırımın yapılması gerektiğini sözlerine ekledi.
TSK’daki kriptolara dev operasyon

FETÖ'nün TSK yapılanmasına yönelik İstanbul merkezli 32 ilde dün operasyon gerçekleştirildi İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında İstanbul'da toplam 145 kişi hakkında yakalama kararı çıkarıldı. 40 şüpheli gözaltına alındı. Aranan şüphelilerin 66'sı ByLock'çu asker, 76'sı ise sivil örgüt imamlarından oluşuyor. Şüphelilerin, örgüt evlerinde devşirdikleri çocukları sınava hazırladıktan sonra askeri liselere yerleştirildikleri belirlendi. Bu şekilde TSK'ya giren 66 subay da şimdiye kadar gizlenmeyi başardı.
VALİ YARDIMCISI TUTUKLANDI
Operasyonlar kapsamında Hatay'da aralarında Mustafa Kemal Üniversitesi'nde görev yaparken meslekten ihraç edilen ve halen görevde bulunan profesör ve doçentlerin de olduğu 104, Eskişehir Anadolu Üniversitesi'nde, aralarında profesörlerin de olduğu 31 şüpheli yakalandı. Ankara'da ByLock kullandıkları belirlenen Roketsan'da görevli 3 personel gözaltına alındı. Adana'da aralarında emniyet müdürleri ve polislerin de olduğu 23, Bartın'da 14, Kütahya'da ByLock kullandıkları belirlenen 2'si kadın 4 şüpheli gözaltına alındı. Ağrı'da ByLock kullandığı belirlenen vali yardımcısı Ahmet Can Pınar tutuklandı.
Fatih ULAŞ-Emir SOMER-Yaser ÇAPAROĞLU-Akif YAMAN-Şener URFA
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan 19 kanuna onay!

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 19 kanunu onayladı.
Cumhurbaşkanlığı Basın Merkezinden yapılan açıklamaya göre Erdoğan, Anayasa'nın 89'uncu maddesinin birinci fıkrası ile 104'üncü maddesinin ikinci fıkrasının a bendi uyarınca 19 kanunu onaylayarak, yayımlanmak üzere Başbakanlık'a gönderdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, onayladığı kanunlar şöyle:
6804 sayılı "Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Norveç Krallığı Hükümeti Arasında Enerji Alanında İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun."
6805 sayılı "Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Sudan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Hidrokarbon Alanında İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun."
6807 sayılı "Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Cibuti Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Enerji Alanında İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun."
6808 sayılı "Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kenya Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunmasına İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun."
6809 sayılı "Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Birleşik Meksika Devletleri Hükümeti Arasında Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunmasına İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun."
6810 sayılı "Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile İslam Kalkınma Bankası Grubu Arasında Türkiye ve İKB Üye Ülkeleri Arasındaki Ticaret ve Yatırımların Teşviki İçin İşbirliğine Dair Mutabakat Muhtırasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun."
6811 sayılı "Gelişen Sekiz Ülke Ekonomik İşbirliği Örgütü Şartının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun."
6812 sayılı "Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Sierra Leone Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Ticari ve Ekonomik İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun."
6813 sayılı "Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kolombiya Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunmasına İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun."
6814 sayılı "Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Vietnam Sosyalist Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunmasına İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun."
6815 sayılı "Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Honduras Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Ticaret ve Ekonomik İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun."
6816 sayılı "Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Nikaragua Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Ticaret ve Ekonomik İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun."
6817 sayılı "Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Filistin Devleti Hükümeti Arasında Ekonomik İşbirliği Konseyi Kurulmasına Dair Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun."
6818 sayılı "Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Gine Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunmasına İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun."
6819 sayılı "Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Gambiya Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunmasına İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun."
6820 sayılı "3 Mart 2005 Tarihinde Pretoriada İmzalanan Türkiye Cumhuriyeti ile Güney Afrika Cumhuriyeti Arasında Gelir Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme ve Vergi Kaçakçılığına Engel Olma Anlaşmasını Değiştiren Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun."
6821 sayılı "Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Vietnam Sosyalist Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Gelir Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme ve Vergi Kaçakçılığına Engel Olma Anlaşması ve Eki Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun."
6822 sayılı "Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Gambiya Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Gelir Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun."
6823 sayılı "Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Karadağ Hükümeti Arasında Konsolosluk Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun."
Zırhlı amfibi hücum araçları için imzalar atıldı

SSM ile FNSS Savunma Sistemleri AŞ arasında, zırhlı amfibi hücum araçlarının yurt içi tasarım ve üretimini kapsayan sözleşme imzalandı.
Savunma Sanayii Müsteşarlığı (SSM) ile FNSS Savunma Sistemleri AŞ arasında, zırhlı amfibi hücum araçlarının (ZAHA) yurt içi tasarım ve üretimini kapsayan sözleşme imzalandı.
SSM'den yapılan açıklamada, Deniz Kuvvetleri Komutanlığının zırhlı amfibi araç ihtiyacına yönelik yürütülen ZAHA Projesi kapsamında, araçların yurt içi tasarım ve üretimini içeren sözleşmenin törenle imzalandığı belirtildi.
27 ADET ÜRETİLECEK
Buna göre, havuzlu çıkarma gemisinde konuşlanmış birliklerin, zor deniz koşullarında sahile ve karadaki hedeflere güvenle intikalini sağlamak üzere görev yapacak ZAHA'lardan toplam 27 adet üretilecek.
Bunların 23'ü personel, 2'si komuta ve 2'si de kurtarma araçlarından oluşacak. Araçlar, "yurt içi geliştirme" modeline uygun olarak tamamıyla FNSS imkan ve kabiliyetleri ile tasarlanacak ve üretilecek.
Teknik özellikleri Deniz Kuvvetleri Komutanlığı tarafından tanımlanan harekat konsepti ve görev ihtiyaçlarına uygun olarak belirlenen ZAHA'ların, taşınacak personel sayısı, balistik ve mayın koruma seviyeleri, karada ve suda sağlanacak performans kriterleri açısından benzerlerinden üstün olması hedefleniyor.

Güneydoğu’ya ‘evet’ dedirten 10 reform

AK Parti’nin saha çalışması Güneydoğu’da ‘evet’in yüksek ses olduğunu ortaya koydu. Ensarioğlu, “Bölgede halk silahlı vesayeti bitirmek istiyor” dedi
AK Parti, vatandaşın nabzını tutmak için kamuoyu yoklamalarına büyük önem verirken, her bölgeye yönelik de saha çalışması yapılıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Binali Yıldırım'ın sahaya çıkmasıyla da "evet" oyları ivme kazandı. AK Parti Genel Merkezi'nce yürütülen saha çalışmasına göre Doğu- Güneydoğu'nun kararını etkileyen 10 neden şöyle:
1 VATANDAŞ KAYYUMLARDAN MEMNUN: Belediyeler militan yuvası olmaktan kurtarıldı. Kayyumlar vatandaşa hizmet ediyor. Yıllardır hiçbir şey yapılmayan yollara asfalt dökülüyor, çöpler toplanıyor, sokaklar temizleniyor.
2 ÇUKUR DEĞİL HİZMET: İş makineleri artık çukur kazmak için değil hizmet için kullanılıyor.
3 EKSİKLER YERİNDE TESPİT EDİLİYOR: Vatandaşın sorunuyla birebir ilgileniliyor, eksikleri yerinde tespit ediliyor.
4 TERÖR YANLISI KAYIRMACILIK BİTTİ: Terör örgütü üyeleriyle doldurulan belediyelerde işe alım, ihalelerde kayırmacılık son buldu.
5 İLÇELERE, KÖYLERE ANINDA HİZMET: İlçe belediyelerinin ihtiyaçları hızlı bir şekilde karşılanıyor.
6 ELEKTRİK, SU SORUNLARI ÇÖZÜLÜYOR: Bölgedeki vatandaşın elektrik, su gibi hizmetlere ilişkin taleplerine merkezden hızla yanıt veriliyor.
7 ÇOCUKLAR GÜVENDE: Terör örgütü PKK'nın çocukları zorla dağa götürme başta olmak üzere zorbalıkları son buldu.
8 SANDIKTA TERÖR BASKISI BİTTİ: Terör örgütünün sandık baskısı son buldu, vatandaş özgür iradesiyle sandığa gidiyor.
9 SOSYAL YARDIMLARDA ADALET: Bölgenin ekonomik çehresi değişiyor. Cazibe merkezi projesi ile bölgeye yönelik yatırımla birlikte istihdam alanları da artıyor. Sosyal yardımlar adil şekilde dağıtılıyor.
10 HDP BÖLGEYİ TEMSİL ETMİYOR: Çukur siyasetinin faturasını sokaktaki vatandaş, esnaf ödedi. Vatandaş silaha sarılan terör örgütünün güdümünden çıkmayan HDP'nin bölge halkını temsil etmediğini düşünüyor.
BÖLGEDE SİLAHLI VESAYET BİTİYOR
AK Parti MKYK Üyesi Diyarbakır Milletvekili Galip Ensarioğlu, bölgedeki 'evet' rüzgârını SABAH'a şöyle değerlendirdi: CHP'nin yeni sisteme karşı olmasını anlıyoruz. Doksan yıldır savundukları sistem, seçkin elitlerden halka devredilecek. HDP'nin ortaya sürdüğü hayırla ilgili hiçbir argüman halkı tatmin etmiyor. Kürtler, Aleviler, Saadet Partisi'nin temsil ettiği muhafazakâr kesimin mevcut sistemi savunması kadar büyük çelişki yok. Halkın iradesi üzerine kurulan silahlı vesayet ve belediyelerin tehdit aracı olarak seçimlerde kullanılması mümkün olmayacak. Halkın iradesinin her alana güçlü şekilde yansıyacağı bir siyasi model yaşama geçecek. Bu güçlü yönetim sistemi Türkiye'nin kronik sorunlarını da çözecek.
Ağabeyimi reddediyorum

Karabük Üniversitesi'nde görev yapmış, aralarında FETÖ'nün "hava kuvvetleri imamı" olduğu belirtilen firari Adil Öksüz'ün kardeşi Ahmet Öksüz'ün de bulunduğu 14'ü tutuklu 16 şüpheli hakkında açılan davanın görülmesine başlandı. Savunmasını yapan Ahmet Öksüz, "Ağabeyimle zaten çok az görüşürdüm. Öksüz soyadımı değiştirmek için mahkemeye başvurdum. Darbeye karışan Adil Öksüz'ü ağabey olarak kabul etmiyorum. Aynı soyadı taşımak istemiyorum" dedi. Öte yandan Karabük'te ByLock kullandığı iddiasıyla gözaltına alınan Ahmet Öksüz'ün eşi Havva Emel Öksüz de adliyeye sevk edildi.
Merkel çark etti

Başta Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Nazi benzetmesi ve Türk bakanların dik duruşu Şansölye’ye çark ettirdi. Şansölye, meclis grup toplantısında yaptığı açıklamada, Almanya’nın, Türkiye ve Türk bakanların referandum etkinlikleriyle ilgili çıkardığı gerginliğe ilişkin Türkiye’nin tepkisine tahammül etmek zorunda olduğunu söyledi.
Almanya'nın sistematik Türkiye karşıtlığı ve engellemeleri sonrası Türkiye'den art arda gelen tepkiler Merkel'e geri adım attırdı. Almanya Başbakanı Angela Merkel, Hristiyan Birlik Partileri'nin meclis grup toplantısında Türkiye ile yaşanan gerginlikle ilgili açıklama yaptı.
Merkel'in Almanya'nın Türkiye ile Türk bakanların referandum etkinlikleri konusunda çıkardığı gerginliğe tahammül etmesi gerektiğini söylediği öğrenildi.
Alman yayın kuruluşu Deutsche Welle'nin haberine göre Merkel'in Türkiye ile ilgili grup toplantısında yaptığı açıklama şöyle:
Almanya'nın Türkiye'ye düşünce ve ifade özgürlüğünü kısıtlama suçlamasında bulunup, buna ifade ve düşünce özgürlüğünü kısıtlayarak yanıt vermesi akıllıca olmaz.
Babanız gelse de vurun!

Malatya’daki davada savunma önceliği tutuksuz yargılanan erlere verildi: Fatih binbaşı bize ‘içeriye sivil, polis, asker, vatandaş kim gelirse vurun’ dedi
Malatya 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Yakınca Spor Salonu'nda devam eden davada tutuksuz olarak yargılanan er ve erbaşların anlattıkları, FETÖ'cü subayların o gece ne denli gözlerinin döndüğünü ortaya koydu. 2. Ordu Karargâhı'nda er olarak görev yapan Ömer Faruk Hezer de ifadesinde darbe gecesi kendilerine bomba yüklü bir kamyonun kışlaya saldıracağı bilgisinin verildiğini ileri sürerek, "İbrahim Dede binbaşı bize 'Tel örgülerden asker, polis, sivil halk, hatta babanız olsun kim gelirse gelsin vurun. Dışarıdan ordu komutanımızı almaya geliyorlar, ölsek de komutanımızı vermeyeceğiz şeklinde emir verdi. Sonuçta bize öğretilen emrin sorgulanmayacağıdır. Kışladan içeri bir ZPT'nin girmesiyle birlikte çatışma sesi yükseldi. Ben ZPT'nin önüne doğru bir el ateş ettim. Bize dışarında kim gelirse gelsin ateş edin emri verildiği için ateş ettim" diye konuştu.
'BİNBAŞI BANA ATEŞ ETTİ'
Onbaşı Emre Uçar ise ifadesinde şunları söyledi: "Fatih Kılıç binbaşı bize 'içeriye sivil, polis, asker, vatandaş kim gelirse gelsin ateş edin, vurun kimseyi kışlaya sokmayın' şeklinde emir verdi. Bu emir üzerine 'ağabeyimin polis olduğunu ateş edemeyeceğimi' söyledim. Bunun üzerine ayaklarıma doğru binbaşı iki el ateş etti. Ben de havaya iki el ateş ettim. Çok korkmuştum, kaçmaya çalışmıştım ama kaçamadım."
BAŞBAKANLIK MÜDAHİL OLDU
Başbakanlığın, aralarında dönemin 2. Ordu Komutanı Adem Huduti ile bazı eski rütbeli askerlerin de bulunduğu 76 sanıklı davaya müdahil olma talebi mahkeme heyetinde oy birliğiyle kabul edildi.
7 seçim kaybettin hâlâ tek adamsın

Başbakan Binali Yıldırım, referandum sürecinde ‘tek adam’ propagandası yapan CHP liderine böyle seslendi: Sen bırak da biraz memleket için çalış. 7 seçim kaybetmişsin, hâlâ tek adamsın
Başbakan Binali Yıldırım Cumhurbaşkanlığı Hükumet Sistemi'ni getiren anayasa değişikliğiyle ilgili 16 Nisan'da yapılacak referandum öncesi Anadolu turunu sürdürüyor. İzmir-İstanbul arasını 2 saat 50 dakikaya indirecek olan İzmir-İstanbul Otoyolu'nun Kemalpaşa ayrımının açılışını yapan Yıldırım, ardından Kınık'ta halka hitap etti.
Yağmurlu havaya rağmen binlerce vatandaşın katıldığı açılış programında konuşmasına 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nü kutlayarak başlayan Yıldırım, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'na yüklendi. Kılıçdaroğlu'nun hala sistemin değiştiğinin farkında olmadığını belirten Yıldırım, "Aslında Sayın Kılıçdaroğlu'na teşekkür etmemiz lazım. Bizim anlatamadığımızı çok güzel anlattı. Şimdi Başbakan ve Cumhurbaşkanı ayrı partiden olurlarsa ne olacak dedi. Biz de bunu diyoruz. Bu mevcut sistem bunu gerektiriyor. Anlaşmazlığı, yetki tartışmasını ortadan kaldırıyor" dedi. Yıldırım'ın konuşmasından öne çıkan başlıklar şöyle oldu:
HAYIR'DAN 'HAYIR' GELMEZ
Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün muasır medeniyetler hedefi için evet. Evet de bereket vardır, hayırdan hayır gelmez. Bu sistem Erdoğan için değil her doğan içindir. Çocuklarımız için torunlarımız için, Türkiye'nin geleceği için daha güzel günler için, sürekli büyüme için, sürekli istikrar için, terörün ülke gündeminden tamamen çıkması için kararımız evet. İzmir'in kararı evet. Allah sizden razı olsun.
TEŞEKKÜR ETMEMİZ LAZIM
Şimdi bu Anayasa değişikliğine gelelim. Bu anayasa değişikliğini anlatalım diye uğraşıyoruz. Aslında Sayın Kılıçdaroğlu'na teşekkür etmemiz lazım. Bizim anlatamadığımızı çok güzel anlattı. Şimdi Başbakan ve Cumhurbaşkanı ayrı partiden olurlarsa ne olacak dedi. Sağ olsun bizim anlatamadığımızı tüm Türkiye'ye anlattı. Biz de bunu diyoruz. Bu mevcut sistem bunu gerektiriyor. Anlaşmazlığı, yetki tartışmasını ortadan kaldırıyor. Bir detay var. Sayın Kılıçdaroğlu sistemin değiştiğinin farkında değil. O da yorgunluğuna verelim. Bu gelen sistemle artık Türkiye'de Cumhurbaşkanlığı seçimleri kriz olmaktan çıkacak. 1971'de meclisin etrafını kuşatan askerler, 'şu ismi seçmezseniz meclisi bombalarız' dediler. AK Parti dönemine geldik. 2007'de bize Cumhurbaşkanını seçtirmediler. 367 icadını çıkardılar. Biz bunları tanımayız dedik. Millete gideriz, dedik.
Dünyanın en büyük havalimanını yapıyoruz, hayır diyorlar. Yavuz Sultan Selim Köprüsü'nü yapıyoruz hayır diyorlar. Osmangazi Köprüsü'nü yapıyoruz, Marmaray'ı yapıyoruz, Avrasya Tüneli'ni yapıyoruz, Konak Tüneli'ni yapıyoruz onlara da hayır dediler. Ama bitince en önce onlar geçtiler.
PKK, FETÖ, DEAŞ bir olmuş diyorlar ki, evet çıkarsa biz biteriz. İnşallah evet çıkacak, bitecekler. Milletin başının belası olmaktan bunları defedeceğiz. Birliğimize beraberliğimize zarar veren bu alçakları, bu mikropları bu ülkenin sınırından söküp atacağız.
7 SEÇİM KAYBETTİN HÂLÂ...
Kılıçdaroğlu 'Biz aslında Binali Bey için çalışıyoruz, onun başbakanlığı gitmesin diye çalışıyoruz'... Ya sen Binali'yi ne yapacaksın. Bu ülke kazanacaksa bin Ali de bir Ali de feda olsun. Sen bırak da biraz memleket için çalış. 7 seçim kaybetmişsin, hâlâ tek adamsın.
Kınık'taki programının ardından karayoluyla Aliağa'ya giden Başbakan Yıldırım, Bergama ilçesinde bir kafe önünde toplanan vatandaşlara hitap etti. Yıldırım, şunları söyledi: Biz tarihimizi de biliyoruz, geçmişimizi de biliyoruz, geleceğe de emin adımlarla yürüyoruz. Onlar da çalışıyor ama boşa çalışıyor. Kafa yanlış işlere çalışıyor. Laf üretmek için çalışıyorlar. Garibanın (Kılıçdaroğlu'nun) daha anayasa değişikliğinin ne getireceğinden haberi yok.
KILIÇDAROĞLU NE DEMİŞTİ?
Geçtiğimiz günlerde katıldığı bir radyo programında "Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi" üzerine konuşan Kılıçdaroğlu, sistemde başbakanlığın kaldırılacağı bilgisinin farkında olmadığını ortaya koyarak, "İki ayrı partiden cumhurbaşkanı ve başbakan çıkması durumunda güçler ayrılığının yaşanacağına ve kavga çıkacağına" dikkat çekmiş, "neden millete anlatılmıyor" sözleri ile sitemde bulunmuştu.
ADRESİNE BİLGİLENDİRME KİTAPÇIĞI GÖNDERİLDİ
AK Parti Gençlik Kolları Başkanlığı'nca, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na anayasa değişiklik teklifini içeren dosya ve hazırladıkları "Evet" gazetesi postayla gönderildi. Dokümanlar, AK Parti Gençlik Kolları Başkanı Melih Ecertaş tarafından PTT Ulus Şubesi'nden Kılıçdaroğlu'nun adresine postalandı.
İsmail Kahraman 2 ay sonra Meclis'te

TBMM Başkanı İsmail Kahraman tedavisinin tamamlanmasının ardından 2 ay sonra Meclis'te oturumu yönetti.
Rahatsızlığı nedeniyle 29 Aralık 2016 tarihinde Güven Hastanesine yatırılan İsmail Kahraman, Meclis mesaisine bugün başlıyor.
Yapılan ileri tetkiklerinde hızlı ilerleyen ve rüptür (yırtılma) riski bulunan "Inflamatuor Abdominal Aort Anevrizması" teşhisiyle 30 Aralık 2016'da ameliyat edilen Kahraman, hastanedeki tedavisinin tamamlanmasının ardından 14 Ocak 2017 tarihinde eve geçti ve tedavisine burada devam edildi.
YARIN AÇILIŞI YAPACAK
TBMM Başkanı Kahraman, yarından itibaren yoğun mesaisine tekrar başlayacak. İsmail Kahraman, yarın uluslararası anlaşmaların onaylanmasına ilişkin tasarıların görüşüleceği TBMM Genel Kurulunu açacak.
Kahraman'ın, birleşimin açılışında 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle bir konuşma yapması bekleniyor.
MİT yerine "Kübra", polis yerine "Pelin"

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz'daki darbe girişimine ilişkin Genelkurmay Başkanlığındaki eylemlerle ilgili 221 sanık hakkında hazırlanan çatı iddianamesinde, örgütün devlet kurumlarına kod, hassas konumdaki güvenlik yapılarına ise müstear adlar verdiği belirtildi. Terör örgütünün, "Polis" yerine "Pelin", "MİT" ve "Jandarma" yerine "Kübra" ve "Belediye" gibi kod isimleri kullandığı bildirildi.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanarak Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilen iddianame kabul edildi.
İddianamede, örgütün devlet içindeki yapılanması detaylı şekilde anlatıldı. Devleti ele geçirmek için başta askeriye olmak üzere kamu kurum ve kuruluşlarındaki yapılanmaya büyük önem verdiği belirtilen örgütün, mesleğe yeni başlayacak personeli de kendi okullarından ya da dershanelerinden yetişmiş öğrenciler arasından seçtiği anımsatıldı.
Örgütün bu kapsamda personel alımına dair sınavların sorularını, yine daha önceden söz konusu kurumlara yerleştirdiği mensupları vasıtasıyla temin ederek çözümleriyle beraber dağıttığı bildirildi.
İddianamede, askeri okullara ve polis akademisine alınacak kişilere, özel olarak seçilen ve kod isim kullanan "abi" ve "ablaların", "ışık evleri"ne gelen öğrencilere, sınav sorularının cevaplarını sınavdan birkaç gün önce "fetih okutma" diyerek ezberlettiği vurgulandı.
"KAPORTA BAKIMI"
Örgütün, askeri okullara ve polis akademisine alınacak mensuplarının sağlık raporlarını da ayarladığına dikkat çekildi. Örgüt mensuplarının hangi gün sağlık muayenesine gitmesi gerektiği daha önceden belirtilirken, herhangi bir sağlık problemi olan şahsın, sağlık kurulundan rapor alabilmesi için de gerekli girişimlerin yapıldığı ifade edildi.
Askeri okullara girişte gerekli olan sağlık muayenesinde sorun yaşaması muhtemel öğrencilerin, "sahte isimlerle" muayeneden geçirildiği ve buna örgüt içinde "kaporta bakımı" dendiğine işaret edilen iddianamede, böylelikle sağlık sorunları nedeniyle sınavlardan geçemeyecek adayların önceden belirlendiği yine sahte isimler altında ameliyatla tedavi edildiği açıklandı.
Kendi adaylarının kazanması için büyük gayret gösteren örgütün, aynı gayreti kendilerinden olmayan adayların askeri okul ya da polis akademisine girmemesi için de sergilediği, kendisinden olmayanları sınav komisyonlarındaki mensupları aracılığıyla başta
mülakat, sağlık ve spor olmak üzere girilen sınavlarda elediği vurgulandı.
HAFTA SONU İZNİNDE ALACAKLARI TEDBİRLERİ ANLATMIŞLAR
İddianamede, sınavları kazanan asker ve polis öğrencilerin, hafta sonları izinli olduklarında ya da evci çıktıklarında, belirlenen ışık evlerine giderek burada kendilerinden sorumlu abiler ve ablalarla, "bilmesi gerekenler" konusundaki eğitimlerini sürdürdüğü anlatıldı.
"Bilmesi gereken" prensibiyle hücre yapılanması oluşturularak, bir şahsın kendisine verilenler dışındakilerini sormasının ve öğrenmesinin önüne geçildiği ifade edilen iddianamede, kamudaki personel alımında her bir yeni dönem için söz konusu dönemin bir imamının belirlendiği de bildirildi.
FETÖ mensubu erkek-kız öğrencilerin, üniversite eğitimlerini tamamlamalarının akabinde, bulundukları illerde faaliyet yürüten ve "mezuncu abi-abla" olarak nitelendirilen görevlilere yönlendirildiği vurgulandı.
FETÖ MENSUBUNA UYGUN DEVLET KURUMU...
Söz konusu şahısların, FETÖ mensuplarının mezun oldukları okul, KPSS ve ALES puanları gibi bilgilerini alarak, kategorize ettiği ve iki alternatif belirleyerek, uygun gördükleri devlet kurumlarına yerleştirmeye çalıştığı da iddianamede yer aldı.
Gizliliğe azami önem veren "mezuncu abi ve ablalar"ın, güvenlik birimleri başta olmak üzere devlet kurumlarını kod numarasına göre sınıflandırdığı vurgulandı.
Yazışmalarda devlet kurumlarına kod verilmesinin yanı sıra, hassas konumdaki güvenlik yapılarına müstear adlar verildiğine dikkat çekilen iddianamede, örgütün bu kapsamda "Polis" yerine "Pelin", MİT ve "Jandarma" yerine "Kübra" ve "Belediye" gibi kod isimleri kullandığı bildirildi.
İddianamede ayrıca FETÖ'nün, kamu kurum kuruluşlarına yerleştirdiği personelin aile yaşamlarına dahi müdahale ederek şahısların kiminle evleneceğine karar verdiği kaydedildi.
FETÖ MENSUBU OLMAYAN KIZLARLA EVLİLİK "YASAK"
Örgüt mensuplarının, abi veya ablanın önereceği ya da onayladığı kişiler arasından evlilik yapması gerekirken, özellikle erkeklerin FETÖ mensubu olmayan kızlarla evlilik yapması da engellenmiş.
Örgütün, dershanelerde ya da okullarda eğitim gören kızlar arasından, hassas görevlerde çalışanlarla evlendirilmek üzere kadınlar seçildiği ve bunlar için "özel kodlar" verildiği bilgisi de iddianamede yer aldı.
Örgüt, öğrencilerden asker, polis, hakim ve savcılarla evlendirilecekler için "51-52", Sağlık Bakanlığında çalışanlarla evlendirilecekler için "63", zabıt katipleri ve icra memurlarıyla evlendirileceklere yönelik "64" kod numaralarını kullanmış.
Adil Öksüz - Kemal Batmaz - FETÖ üçgeni tamam! İşte belgeler

15 Temmuz hain kalkışmasının faili Fetullahçı Terör Örgütü’nün kirli ilişkileri görüntülerle de sabitleniyor. SABAH, alçak kalkışmadan 2 gün önce görüntülerle sabitlenen Kemal Batmaz Adil Öksüz ilişkisine ait belgeleri ve Adil Öksüz başkanlığında toplantı yapılan 5 evi görüntüledi. İşte ayrıntılar
ADİL ÖKSÜZ 2 GÜN ÖNCE KEMAL BATMAZ İLE GELİYOR
Görüntülere göre, Fetullahçı darbe girişiminin iki numarası olduğu tespit edilen Kemal Batmaz'ın "tarla" yalanıyla sırra kadem basan Adil Öksüz ile birlikte Atatürk Havalimanına gelişi ve bunun net analizleri tüm çıplaklığıyla ortaya çıkıyor.
13 TEMMUZ 2016 saat 11.50'de Atatürk Havalimanı'na gelen teröristler aynı kapıdan giriş yapıyor.
DARBE ÖNCESİ 5 AYRI EVDE TOPLANTI
Ayrıca kamera kayıtları ışığında terörist Adil Öksüz ve terörist Kemal Batmaz'ın izini süren Sabah Özel İstihbarat ekibi darbe girişimi öncesinde 5 ayrı evde toplantı gerçekleştirildiğini tespit etti.
HAİN TOPLANTILARA ADİL ÖKSÜZ BAŞKANLIK ETTİ
Adil Öksüz'ün başkanlığında 15 Temmuz'da izlenecek yol haritasının belirlendiği FETÖ toplantılarının gerçekleştirildiği adresler nerede? Bu toplantılarda neler konuşuldu? Katılanlar örgüt için hangi kademe yöneticilerdi?
21.00'DA A HABER'DE
Hain kalkışmanın FETÖ-Adil Öksüz-Kemal Batmaz üçgenindeki seyrine ilişkin çarpıcı görüntüler ve tüm soruların yanıtları bu akşam Orhan Sali'nin hazırlayıp sunduğu Söz Teması programı aracılığı ile 21.00'da A Haber ekranlarında olacak.

Darbeci generaller için hesap zamanı!

FETÖ'nün darbe girişimine ilişkin tutuklu eski 2. Ordu Komutanı Orgeneral Huduti ile bazı generaller, subay, astsubaylar ile erlerin de aralarında bulunduğu 76 sanık hakkında açılan davanın ilk duruşması, yarın Yakınca Spor Salonu'nda görülecek.
Malatya'da Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz'daki darbe girişimine ilişkin tutuklu eski 2. Ordu Komutanı Adem Huduti, bazı generaller, subay ve astsubaylar ile erlerin de aralarında bulunduğu 76 sanığın yargılanmasına yarın başlanacak.
Malatya'daki 2. Ordu Komutanlığı ve 7. Ana Jet Üs Komutanlığındaki darbe girişimine ilişkin haklarında kamu davası açılan, aralarında tutuklu eski 2. Ordu Komutanı Orgeneral Huduti, eski 2. Ordu Kurmay Başkanı Tümgeneral Avni Angun, eski 7. Ana Jet Üs Komutanı Tuğgeneral Emin Ayık, eski 2. Ordu Harekat Destek Yarbaşkanı Tuğgeneral Zeki Karataş, eski 2. Ordu İdari Kurmay Yarbaşkanı Tuğgeneral Mustafa Serdar Sevgili, meslekten ihraç edilen 2. Ordu'da görevli Tuğgeneral Ersin Yıldırım ile subay, astsubay ve erlerden oluşan 76 sanık, dava için özel hazırlanan, bin 52 metrekarelik kapalı alana sahip Yakınca Spor Salonu'nda yargılanacak.
Adliyedeki duruşma salonlarının fiziki yetersizliği nedeniyle hazırlanan spor salonunda 224 tribün koltuğu, 80 masa ve 200 sandalye bulunuyor.
İDDİANAMEDEN
Malatya Cumhuriyet Başsavcısı Ergül Yılmaz ve Başsavcıvekili Mehmet Badem tarafından hazırlanan, Malatya 1. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilen 165 sayfalık iddianamede eski 2. Ordu Komutanı Orgeneral Huduti, bir numaralı şüpheli olarak yer alıyor.
Eski 7. Ana Jet Üs Komutanı Tuğgeneral Emin Ayık'ın cezaevi girişinde Huduti'ye, "Olmadı işte komutanım, başaramadık." dediği belirtilen iddianamede, şunlar kaydedildi:
"Şüpheli Adem Huduti'nin tutuklandıktan sonra diğer şüpheliler Avni Angun ve Emin Ayık ile Malatya E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan Düzce T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna sevki sırasında, Düzce T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu girişinde, mahkum kabul bölümünde ilk kez karşılaştıkları, şüphelilerin kişisel malzemelerinin bulunduğu yere gittikleri sırada Adem Huduti'nin daha önceden görüşmediği ve araçtan indirildiği yerde gördüğü şüpheliler Avni Angun ve Emin Ayık'a, 'Ne yaptınız çocuklar, beni de yaktınız.' şeklinde beyanda bulunduğu, 7. Ana Jet Üs Komutanı Tuğgeneral Emin Ayık'ın da 'Olmadı işte komutanım, başaramadık.' şeklinde karşılık verdiği, Avni Angun'un da 'Biz ve sizi' şeklinde söylemde bulunduğu, şüphelilerin sevkine refakat eden jandarma görevlileri İ.M, S.K. ve R.P'nin beyanları ile 23 Temmuz 2016 tarihli tutanaktan anlaşılmıştır."
İddianamede, ayrıca dönemin 2. Ordu Kurmay Başkanı Tümgeneral Avni Angun'un, 16 Temmuz sabahı Şemdinli Tekeli bölgesindeki karakola saldırı olduğu yalanıyla 6 kişilik insanlı keşif uçağı hazırlanması talimatı verdiği ifade edildi.
Şüpheli eski 2. Ordu Komutanı Orgeneral Huduti'nin "Yurtta Sulh Konseyi" tarafından yayınlanan "Harekat Yıldırım" öncelik dereceli gizli mesaj formunda "2. Ordu Komutanlığı görevine devam" şeklinde tekrar görevlendirildiği aktarılan iddianamede, şu bilgilere yer verildi:
"Şüpheli Adem Huduti'nin Yurtta Sulh Konseyi tarafından yayınlanan mesaj formunda 'Görevine devam' şeklinde görevlendirdiği, şüphelinin darbe teşebbüsüne fiilen katılan personelin kimler olduğunun aydınlığa kavuştuğu ve bu kalkışmanın yasa dışı olduğunu bildiği ve öğrendiği halde söz konusu personelin etkisiz hale getirilmesi için imkan ve şartlar birkaç defa oluşmasına rağmen, bu hususta zamanında ve etkin karar vermemesi neticesinde darbe teşebbüsünde bulunanların ele geçirilme sürecinin uzamasına neden olduğu hatta daha öncesinde güvenlik kuvvetlerince İnönü Kışlası'ndaki darbecilerin yakalanması ve etkisiz hale getirilmesi için operasyon yapılmasını sürekli engellediği, darbe girişiminin hemen akabinde 1. ve 3. Ordu komutanları ile bir kısım kolordu komutanlarının bu darbe girişimine karşı milletin ve devletin yanında oldukları yönündeki basın açıklamalarının televizyonda yayınlanması, Başbakan ve Cumhurbaşkanı'nın, bu girişimin bir darbe olduğunu basın yoluyla canlı yayında milletle paylaşmasına rağmen, gecenin ilerleyen saatlerine kadar şüphelinin herhangi bir açıklamada bulunmadığı anlaşılmıştır."
İddianamede, şüphelilerin, "cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye teşebbüs etmek", "cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya Türkiye Büyük Millet Meclisinin görevlerini kısmen veya tamamen yapmasını engellemeye teşebbüs etme", "cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etme" suçlarından üçer kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve "terör örgütü FETÖ/PDY üyesi olmak" suçundan da 15 yıl hapisle cezalandırılmaları isteniyor.
Diyarbakır'dan acı haber: 1 şehit

Diyarbakır'ın Lice ilçesinde yürütülen operasyonda 1 uzman çavuşun şehit olduğu, 4 PKK' lının öldürüldüğü bildirildi
Diyarbakır'ın Lice İlçesi kırsalında pazar günü başlatılan ve 7 bin güvenlik görevlisinin katıldığı büyük operasyon devam ederken; bugün de teröristlerle çatışma çıktı.
İlk bilgilere göre 1 uzman çavuşun şehit olduğu çatışmada, 4 PKK'lı terörist ölü ele geçirildi. Bölgede operasyon sürüyor.
15-temmuz.net



YORUMLAR